BAŞAK

BAŞAK
@Emnbasak
Eğer dikkatli dinlersen sessizlik güzeldir
TOBB Fen Lisesi
11 Ocak 2004
17 okur puanı
Mart 2020 tarihinde katıldı
İnsanların ahlaksız diye nitelediği kitaplar insanları kendi ahlaksızlıklarıyla yüzleştiren kitaplardır.
Sayfa 250 - TÜRKİYE İŞ BANKASI Kültür Yayınları·Kitabı okudu
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Dünyanın anlamının farkına varmadan dünyada yaşamak, kitaplara dokunmadan büyük bir kütüphanede dolaşmaya benzer.
Giriş /Altın Kitaplar Yayınevi 12. Baskı·Kitabı okudu
İçimizdeki Şeytan'ı ve hatta o satılmış vatan hainlerinden birinin broşürünü* bile okudum. Senin kitabı zevkle onunkini tiksinti ve merhametle.
-Nazım Hikmet *Nihal Atsız'ın İçimizdeki Şeytanlar adlı kitabından söz edilmektedir.·Kitabı okudu
1000Kitap
Güzel olan kadın kim
"DÜNYANIN EN ÇİRKİN KADINI YARIŞMASI'NDA BİR ANNE, MARY ANN WEBSTER" İngiltere'de yirminci yüzyılın başlangıç yıllarında 4 çocuk annesi Mary,sahnede diğer yarışmacıların arasındaydı. Kimi şişman, kimi bıyıklı, kimi de kısa boylu birçok kadın, büyük ödül olan parayı alabilmek için "Dünyanın en çirkin kadını yarışması"na katılmıştı. Mary tedirginlikle etrafına bakyordu. Salonu tıka basa dolduran seyirciler kahkahalarla sahnedeki kadınlara gülüyorlardı. Mary utandı. Mary başını öne eğdi. Tam kulise doğru bir adım atmıştı ki, evdeki aç çocukları gözünün önüne geldi. Bu yarışmadan alacağı para çok önemliydi. Kocası öldükten sonra bozulan düzenini başka türlü yoluna koyamazdı. Bağırtılara ve kahkahalara rağmen sahnede beklemeye devam etti. "Her şey çocuklarım için." dedi kendi kendine. Yanındaki bıyıklı kadın "Anlamadım, bir şey mi dedin?" diye sordu. Mary "Hiç" dedi "Hiçbir şey demedim." Mary gözlerini kapattı ve eski halini düşündü. Hastalanmadan önce ne de güzel bir kadındı. Bakan, bir daha dönüp bakardı. Ta ki yirmi dokuz yaşında Thomas Bevan'la evlendikten ve 4 çocuğu olduktan sonra başlayan migren, kas ve eklem ağrılarına kadar. Doktorlar önce neler olduğunu anlayamamamıştı. Sonra hastalığın "Akromegali" olduğu anlaşıldı. Bu hastalık Mary'in yüz şeklini de değiştirmiş, kadın tanınmayacak hale gelmişti. Ne yazık ki, Mary hastalığıyla boğuşurken, bir gün kocası da ansızın ölüvermiş ve Mary çocukları yalnız kalmıştı. Mary bunları düşünürken, birden alkışları duyup gözlerini açtı. Evet, Mary "Dünyanın en çirkin kadını" yarışmasının birincisi olmuştu. Mary ödülü aldığında gözlerinden bir çift yaş kalbine damladı. O artık çocukları için "Dünyanın en çirkin kadını"ydı. Görünüşünden dolayı hiçbir işe alınmayan Mary, o günden sonra sirklerde çalışmaya başladı. İnsanların
İbrahim Kaypakkaya
"Kafası kesilmiş, kasıkları parçalanmış, vücudunda delikler olan oğlunun cesedini bir torbaya koyar, tabuta yerleştirir. 5 Liraya bir hamal tutar. Cenazeyi ve tabutu taşır, içine koyarlar. Hamal babaya döner; “Ne oldu, bu nedir?” der. “Oğlumdur” der baba, “Solcuydu, burada, işkencede öldürdüler, onun cenazesidir” diye karşılık verir. Bir babaya, bir de cenazeye bakar, Diyarbakırlıdır hamal, ağlamaya başlar; “Ben almayayım o 5 Lirayı, helal olsun” der, hıçkıra hıçkıra ağlar, yürür, gider... Adı İbrahim’di. İnandığı bir davası vardı, yılgınlık nedir bilmedi... Biliyordu, her ömür sonluydu bu dünyada, para pul peşinde koşmadı. Ülkem dedi, halkım dedi, halklar dedi. Kendisi için hiçbir şey istemedi. Yıllarca vatan uğruna paşalık yapıp, emekliliğinde anlı şanlı şirketlerin yönetim kurulunda görev alarak ihale takipçiliği yapmadı. Dolarların, Euroların, gemilerin ve yatların dünyası ona göre değildi. Çocukları olacak kadar uzun bir ömür sürmedi. Askeri cuntanın karanlık dehlizlerindeki işkencelerinde, bir zalimin kirli ellerinde can verirken, bir an olsun pişmanlık göstermedi. Çocukları olacak kadar uzun yaşasaydı eğer onlara dürüst, erdemli bir babanın onur dolu anısını miras olarak bırakacaktı. Çünkü kısa süren hayatı boyunca hep erdemli, dürüst insanları sevdi. Köyünün zihinsel engelli, ahlaklı, sıradan dürüst insanları onun için en değerli olanlarıydı. Ne yaptıysa ülkesi ve halkı için yaptı. Yol arkadaşları, sıkı dostları, sevdikleri oldu, asla hiç birini satmadı, inandığı dava için başını verdi, sırrını vermedi. Adaletsizliğe, savaşlara, sömürüye karşı dünyayı saran 1968’in başkaldırı yıllarında, kedi ülkesinin topraklarında gelecek nesillere karşı sorumluluk hisseden onurlu bir kuşağın öncülerindendi. Diğerleri gibi o da, döneminin en parlak öğrencilerindendi. Apansız
1000Kitap