Tek bilmek istedikleri, sonunun mutlu gelip gelmediğiydi. Bugün biri bana Hasan, Sohrab ve benim öykümün mutlu bitip bitmediğini sorsa, onu nasıl yanıtlayacağımı bilemem
Mutlu son diye bir şey var mı? Her şey bir yana, yaşam bir Hint filmi değil. Afganların en sık kullandığı deyiştir:
Zendagi migzara. Hayat devam ediyor. Başlangıcı, sonu, kemyah, nah-kam, bunalımları, sevincleri önemsemeksizin, ağır, tozlu bir kervan gibi ilerliyor
Ne kadar?" diye sordu Sohrab.
"Bilemiyorum. Bir süre."
Omuzlarını silkti, gülümsedi. "Önemli değil. Beklerim. Ekşi elma gibi."
"Ekşi elma mı?"
"Bir keresinde, ben küçükken bir ağaca tırmandım, şu yeşil, ekşi elmalardan yedim. Karnım davul gibi şişti, çok acıdı. Annem elmaların olgunlaşmasını bekleseydin, hastalanmazdın dedi. Şimdi, ne zaman bir şeyi çok istesem, annemin elmalar için söylediği şeyi anımsıyorum."
"Dinliyorum."
"Bu çocuğa, onu ülkenize götürme sözü verdiniz mi?"
"Verdiysem ne olmuş?"
Başını salladı. "Çocuklara sözler vermek, çok tehlikeli bir şeydir." İçini çekti, yeniden çekmeceyi açtı. "Bu işin peşini kovalamak niyetinde misiniz?