İnsanı düşünmeye, sorgulamaya iten bir kitap.
Kitap Seneca'nın hayatından, eserlerinden, düşüncelerinden, desteklediklerinden ve eleştirdiklerinden bahsediyor fakat bunu yaparken üçüncü kişi olarak yazmıyor aksine sanki Seneca'nın ağzından onun cümleleri ile onu bize tanıtıyor.
Benim için iyi kitap insanı durup düşündüren kitaptır ve bu kitap onu fazlasıyla karşılıyor.
Öfkeyi her yönüyle anlatan güzel bir kitap. Eğer öfkeli bir insansanız size yol gösterecek nitelikte. Dili ağır değil, bir çırpıda okunabiliyor ve örneklemeleri de insanın ilgiyle okumasını sağlıyor.
İnsanın tabiatı gereği taşıdığı birçok çiğliği, kendinin bile bihaber olduğu birçok zaafı, oldukça usta bir çıplaklıkla dile getiren Albert Camus eseri.. Albert Camus'un yazmasının hemen ardından Nobel ödülü aldığı kitap. İçerik muhteşem...
Modern insanın hayat karşısındaki duruşuna ayna tutar Düşüş. Kitabın başında bir barda oturup kendi özeleştirisini yapan adam, kitabın sonuna gelindiğinde aslında tam da bizim resmimizi çizmiştir.
Camus yasa ve suç kavramları ile modern insanın yasalarla ilişkisini sorgular. İşlenen suç bize zarar verene kadar ona olan kayıtsızlığımızı anlatır ve ikiyüzlülüğü ne derece benimsemiş olduğumuzu...
Ve tüm bunların farkına vardığımız an gerçek düşüşü yaşadığımız andır. İkiyüzlülük üzerine kurduğumuz ve mükemmel sandığımız hayatımız bir anda ayağımızın altından kayıp bizi boşluğa bırakıverir...
Yaşanılan tüm olayları kitap kahramanı değil de sanki etrafındaki dünya yaşıyormuş gibi, boşluğa düşmüş bir adamın hikayesi. İlginç bir yapıt. Camus'dan deneme bir eser. Kesinlikle Camus'a başlangıç olarak okunmamalı.
Şair, yüreğe dokunmalı değil mi? Bunu başarıyor işte Şükrü Erbaş, sanki acının şiirleştirilmiş hali.. ölüm, özlem, yalnızlık, öfke, acı, keder, sevinç... İnsana dair ne varsa bazen lirik bazen yüksek sesli kelimelerle işlenmiş. Duyarlı bir şiir kitabı, sevgi dolu.