Emrah gülez

Emrah gülez
@Emrahgulez
Devran-ı aleme hiç olmaya geldim.
Hilyetu’l Evliyâ ve Tabakâtu'l Asfiyâ (12 Cilt Takım) Câferb.Ebî Tâlib - “Miskinlerin Babası” Ebû Hureyre der ki: “Ne ekmek yer, ne de ipek giyinirdim. Açıktan karnım birbirine yapışırdı. Belki bana yemek yedirir umuduyla Kur'ân’dan bildiğim bir âyeti bilmiyormuş gibi birine sorardım. Miskinlere karşı en iyi davranan kişi de Câfer b. Ebî Tâlib idi. Evinde ne varsa biz yoksullara yedirirdi. Bazen bize yağ dolu tulumu çıkarıp verirdi. Biz de onu açıp kaşıklayarak yerdik.” Ebû Hureyre der ki: “Câfer (b. Ebî Tâlib) miskinleri çok severdi. Onlarla birlikte oturur; karşılıklı sohbet ederlerdi. Resûlullah da onu: “Miskinlerin Babası” diye isimlendirmişti.
Hilyetu’l Evliyâ ve Tabakâtu'l Asfiyâ (12 Cilt Takım) Ebû Ubeyde b. el-Cerrâh, orduya komutanlık ederken şöyle derdi: “Elbisesini beyazlatan nice kimseler vardır ki dinini kirletir. Nefsine ikram eden niceleri vardır ki onu aşağılar. Eski günahlarınızı yeni sevaplarınızla defediniz. Sizden biri yerle gök arası kadar günah işlese, sonra bir iyilik yapsa, bu iyiliği yapmış olduğu kötülüklere üstün gelir ve onları yok eder.”
Hilyetu’l Evliyâ ve Tabakâtu'l Asfiyâ (12 Cilt Takım) Abdurrahman b. Avf der ki: “Darlığa maruz kaldık, sabrettik, ama bollukta aynı sabrı gösteremedik.”
Hilyetu’l Evliyâ ve Tabakâtu'l Asfiyâ (12 Cilt Takım) Ebu’l-Esved der ki: Zübeyr b. el-Avvâm henüz sekiz yaşındayken Müslüman oldu ve onsekiz yaşındayken de hicret etti. Zübeyr’in amcası, onu dar bir yere kapatıp içeriye duman verir ve: “Küfre geri dön!” derdi. Zübeyr ise: “Asla küfre geri dönmem!” karşılığını verirdi.
Hilyetu’l Evliyâ ve Tabakâtu'l Asfiyâ (12 Cilt Takım) Câfer b. Muhammed, babasından, dedesinden şöyle nakleder: Hz. Ali bir cenaze merasimindeydi. Ölü mezara konulunca ailesi feryat ve figan edip ağlamaya başlayınca, Hz. Ali onlara şöyle dedi: “Neden ağlıyorsunuz Vallahi! Eğer bunlar ölülerinin şu anda karşılaştığı şeyle karşılaşsaydı karşılaştıkları şey onlara ölülerini unuttururdu. Bunlar -ağlayanlar- birer birer ölüme varacaklar ve içlerinden kimse kalmayacaktır.” Sonra ayağa kalkıp şöyle dedi: “Size (ölen insanları) misal veren, ecelleri tayin eden, kasdettiği şeyleri duyup belleyen kulaklar, kapaklarını açtığınızda göreceğiniz gözler ve anlama sahasına giren şeyleri anlayan kalpler veren Allah’tan korkmanızı tavsiye ederim. Allah sizi boşuna yaratmamıştır. Sizden vazgeçip yüz çevirmedi. Bilakis, size nimetini bolca ikram etti, size en geniş şekilde destek verdi, sizi rahmetiyle kuşattı, iyi ve kötü günlerde size yardım etti. Ey Allah’ın kulları! Onun rahmetini elde etmek için gayret ediniz. İştahı kesen, lezzetleri yok eden ölüm için amel etmek için uğraşınız. Çünkü dünyanın nimetleri devamlı değildir. Felaketlerinden de emin olunamaz. Dünya, aldatıcı bir yalan, boşuna sevindiren bir hayal, yıkılacak bir dayanaktır. Şehvetlerine tabi olmakla ve değersiz mallarına düşkünlükle üzerindekileri helak eder. Ey Allah’ın kulları! İbretlerden ders alınız. Ayetlerden ve hadislerden ibret alınız, tehlikelerden sakınınız، ve öğütlerden faydalanınız. Sanki ölümün pençesi sizi yakalamış kabre koyuyor ve sanki surun üfürülmesi, kabirlerin içindekileri fırlatması, mahşerde toplanma, hesap yerinde bekleme ve Cebbâr olan Allah’ın kudretinin her şeyi emri altına alması neticesinde bir karmaşa ve sıkıntı sizi kuşatır. Herkesi mahşere sürükleyen ve ilmiyle, Onun yaptıklarına şahitlik eden birileri vardır. “Yer, Rabbinin