Bay E

Bay E
@Emresrfl
Bunalıyoruz çocuk, bunalıyoruz Biçim veremediğimiz şeylerin Biçimini alıyoruz.
Gazi Üniversitesi Türkçe Öğretmenliği
Erzincan
25 okur puanı
Ağustos 2019 tarihinde katıldı
Bu yüzden, anlam dediğimiz şeyin bir anlamda geçmişin ta kendisi olduğunu bir an için unutup, bütün zamanlara yayılan bu uçsuz bucaksız sınırsızlığa, nice anlam varsa hepsinin buluştuğu ve hepsinin aynı anda ve hep birlikte insana bir tür anlamsızlık gibi göründüğü göz kamaştırıcı bir sonsuzluktu, desem herhalde daha doğru olur.
Sayfa 78 - Everest Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Ama, tam da bunu istediğim ve içimden kelime kelime geçirdiğim anda, bir de bakıyordum ki sokağın sonuna gelmişim ve önümde bambaşka bir sokak duruyor. Zamanın daha hızlı aktığı, bambaşka bir sokak… Yürüyordum ister istemez. Zaten yürümeyip diretsem bile, zamanın hızlılığı benim elimden eteğimden tutup kendi içerisinde savrulup duran insanların, otomobillerin, eşyaların, seslerin ve ışıkların karmaşasına doğru çekiyordu.
Sayfa 66 - Everest Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Bir serap görüyorsun sen. Evet, daha önce de dediğim gibi, oldukça tatlı, hoş ve bol parıltılı bir serap görüyorsun… Ya da, kendi masalının içinde yaşıyorsun. Alaaddin’in sesi sandığın ses de, hiç kuşkusuz başka bir şeylerin sesi. Belki de, başka bir şeylerin sessizliği… Kurbağa sürüsü gibi vırak vırak ötüşüp yeri göğü yıkan birtakım arzuların sesi, sözgelimi; gece gündüz konuşup insanın kafasını şişiren eşyaların, yaralı bir kurt gibi hiç durmaksızın uluyan özlemlerin, insan suretine girip sokaklarda sersefil sürünen acıların, uzaklıkların, bir aradalıkların, ayrılıkların, ya da sessizliklerin sesi… Belki de, bizim henüz fark edemediğimiz, başka başka şeylerin…
Sayfa 54 - Everest Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Anlaşılan, insanoğlunun, kendi yarattığı şeyi bile elinde tutamayacak kadar zayıf ve çaresiz bir yaratık olduğunu bilmiyormuşum daha.
Sayfa 52 - Everest Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
ben olmayanım yeryüzü defterinde burası benim değil bu dağ bu ırmak bu ağaç ne ruhuma kayıtlı bir gök ne gövdemde bir lale varlığın kenarında dolaşan eksik bir kimseyim belirsiz bir ad ya da bir taşın dibi başlangıcın karnına doğru belki bir leylak biraz ötede beni susan bir kızılgerdan kendimin şurasındayım kuşkunun atıyla gülü denedim yaprağın bilgisini kavrayarak dilime düşen zamanın kumaşıyla yağmurun üslubuna varmak diledim olmadı, kederiyle gezinen bir toz kadar değildim varamadım kuşların ağzındaki buğdayın sabrına gittim ölçüsünü aldım boşluğun suya uzandım sebep ettim bir daha dönmemek üzere dünyaya avucumda tuttuğum bu makas gölgemi kesmek için
Sayfa 17 - Ve Yayınevi·Kitabı okudu
Şiir