Üzerinden çok uzun zaman geçti; ama geçmiş için söylenenler yanlış. Ben onun nasıl gömüleceğini öğrendim. Her ne kadar geçmiş pençeleriyle kendine bir çıkış yolu açmayı becerse de.
“Hasretim olsun, arzularım olsun hem
günden güne artıyor hem de günden güne bedbinleşiyorum.
Yaz geçiyor sen gelmiyorsun. Belki bir gün geleceksin ama
o kadar geç gelmiş olacaksın ki seni gördüm mü görmedim
mi, doğru dürüst anlayamadan kalkıp geri gideceksin. Benim
için tahammül edilmez bir devir daha başlayacak. Üstelik
o devir kim bilir ne kadar uzun sürecek. Hayatımızın hiç
düşünmeden feda edebileceğimiz seneleri o kadar çok mu?
Ömrümüzü hep böyle birbirimizden uzak mı geçireceğiz?”
"Hani bazan durup dururken ansızın bir sevinç sarar ya içimizi; derinden çok derinden bir an için de olsa yaşadığımıza memnun olur, yarına umutla bakarız ya! O an bize bütün kötülükleri, acıları unutturuverir. Kendimizi bize bütün kötülükleri, acıları unutturuverir. İşte sen o ansın benim için. En güçlü, en mutlu olduğum ansın."
Sokağa bir diyalog gibi çıkıyorum
Umrunda değilim gecenin. Gece
Yarınki gecedir ve tanrıdır
Tanrının umrunda değilim..
Kimileyin seviyorum. (Sevmek kuşların
Bir an boş bıraktıkları ağaçtır)
Ve yalnızlığın kırmızı yapraklara
Çalan büyüsünü duyuyorum: Ey cesaret
Hep dolu tut bardağımı. Sevgi ve umut
Birdir, yalnızlık ve cesaret bir.