“Herhangi bir işi yapmayı deneyip beklenmedik bir keyif alabilirsin. Tesadüfen başladığın bir iş olmasına rağmen hayatının geri kalanında da onu yapmak istediğini fark edebilirsin. Denemeden önce asla bilemezsin."
Hayat, tek bir olayı ele alarak değerlendirilemeyecek kadar karmaşık ve kapsamlıydı. Sevdiğiniz işi yaparken mutsuz olabilir, sevmediğiniz işi yaparken önünüze çıkan başka bir fırsatla mutsuzluğu yenebilirdiniz. Yaşam çözümü zor ve çok yönlüydü. İş, yaşamın merkezinde epey önemli bir rol oynasa da yaşamın içindeki mutluluk ve mutsuzluktan sorumlu değildi.
Hyunam-Dong Kitabevi bana sakin sakin ilerleyen ama okudukça insanın içine işleyen kitaplardan biri gibi geldi. Öyle büyük olayların peşinden koşturan, sürekli merak unsuruyla okuru sürükleyen bir roman değil. Daha çok insanın hayat yorgunluğuna, içindeki boşluklara, arayışlarına dokunan bir kitap.
Kitabı okurken en çok şunu hissettim: Bazen insanın hayatında çok büyük değişikliklere değil, biraz durmaya ihtiyacı oluyor. Kendini dinlemeye, ne istediğini anlamaya, belki de uzun zamandır ertelediği şeylerle yüzleşmeye…
Kitabevinin romanda sadece kitap satılan bir yer gibi değil de, insanların uğrayıp biraz nefes aldığı bir alan gibi anlatılması hoşuma gitti. Karakterlerin her birinin kendi içinde taşıdığı dertler, kırgınlıklar ve arayışlar var. Bu yüzden kitapta herkesin kendinden bir parça bulabileceği taraflar olduğunu düşünüyorum.
Ben kitabı okurken şunu düşündüm: Belki de bazı kitabevleri sadece raflardan ibaret değildir. Bazıları insanın içindeki dağınık cümleleri toparlayan sessiz dostlardır.
Benim için Hyunam-Dong Kitabevi, sessiz ama etkili bir kitaptı. Okurken insanı yormuyor; aksine biraz sakinleştiriyor. Hayatın koşuşturması içinde kendini ihmal edenlere, “Biraz dur, kendine de kulak ver,” diyen bir tarafı var.
Keyifle okumanız dileğiyle... Hyunam-Dong KitabeviHwang Bo-reum