Kitap hakkında inceleme okurken okuyup okumamak arasında kalmıştım fakat bir arkadaşımın tavsiyesiyle okumaya karar verdim.
Aslında kitap hakkında inceleme yazmayı düşünmüyordum ama okumadan önce ben de kitapla alakalı incelemeler ararken beni olumlu veya olumlu tatmin eden bir yorum inceleme olmadı o yüzden belki birilerine faydam dokunur diye yazmaya karar verdim.
Başlarda bunun kadar kötü bir kitap daha var mı acaba diye düşündüm hakikaten ama sonrasında ilerledikçe, asıl konuya vardikca, kitabı sevmeye başladım. Kitap bir kişisel gelişim olmamasına rağmen bir kişisel gelişim kadar etki bırakabiliyor doğrusu hakkını vermek lazım.
Fakat benim tarzım biraz farklı olduğu için ben 10 üzerinden 6 verebilirim.Bu okumayı tavsiye etmiyorum anlamına gelmiyor tabiki, okunmasını tavsiye ederim çünkü insanda farklı bakış açılari oluşmasıni sağlıyor.
Öncesinde kitabın baskahramani Minanin özel hayatını bu denli açık anlatmasını yadırgamistim anlatilsa bile bu kadar ayrıntılı bilmemize ne gerek var dedirtmisti bana, neyseki kitabın ilerleyen kısımlarında kendini affettirdi ve daha usturuplu ve daha gerçekçi olmaya başladı.
Aslında kitabın ilerlemesini anlayabilmek için Minanin hayatının bu ayrıntılarını belki de bu şekilde bilmemiz daha iyi oldu bilmiyorum...
Bana da Seyir eden misin yoksa seyreden misin dedirttigi için bir şeyler kattığını düşünüyorum
Kısacası;
Okumanizi tavsiye ediyorum..(Ama başı sizi sıkar da bırakmaya niyetlenirseniz bırakmayın çünkü güzel kısmına gelmek üzeresiniz dmeektir)
İyi okumalar dilerim
İki ciltten oluşan bu kitabı okumaktan gözünüz korkuyorsa, akıcılığından hiç şüpheniz olmasın. Kitap, bir denizci olan Edmond Dantes’in en mutlu gününde suçsuz yere hapse atılmasıyla başlıyor. Hapiste kaldığı sürede, bunu yakınım dediği insanların planladığını öğreniyor ve bir intikam yemini ediyor. Ne suç işlediğini bile bilmeden karanlık bir hapishane hücresine atıldıktan sonra delirmenin eşiğine geliyor. Hatta tam kendini öldürmeye niyetlenirken bir mucize gerçekleşiyor. Bulunduğu hapishanenin başka bir hücresindeki Rahip Faria ile tanışıyor. Bu adam onun aklını başına getirirken, hapishaneden kaçacağı güne kadar hayata dair bütün bilgisini aktarıyor. Hiç beklemediği anda gelen bu yardım eli sayesinde Dantes’in hayatı değişiyor. Denizin ortasındaki bu korkunç hapishaneden kaçış hikayesi efsane olsa da, hakkında detay vermeyim ki sürprizi kaçmasın :)
Kitabın ilk sayfalarında Marsilya’da başlayan hikaye, ilerleyen bölümlerde Paris’e taşınıyor. Bana göre kitabın en güzel detaylarından biri, alt metinlerde o dönemin Paris’i hakkında birçok bilgi bulunması. Dönemin partileri, insanların yaşam tarzı, kültürü ve görgü kuralları hakkında birçok şey öğreniyoruz. Tüm entrikalara rağmen karakterlerdeki nezaket ve naiflik göz yaşartıyor. Hatta olayların arka planında bu yaşam tarzı vurgulanıyor. Karakterler Marsilya gibi ufak bir bölgeden gelerek, Paris’in ışıltılı yaşantısında kendilerine yer ediniyorlar. Dantes’in hapse girmesinden sonra geçen yıllarda, hayat hepsine farklı kapılar açıyor. Fakat eninde sonunda hayatları yine ortak bir paydada buluşuyor. Geçmişte yaşananlar hiçbirinin peşini bırakmazken, hala tek dertleri çocuklarının evleneceği kişilerin statüsü oluyor. Bu yeni neslin evlilik planları kitapta önemli bir yer kaplıyor. Bunun yanında sosyetedeki konumları,