İşte gerçekleşmişti sonunda: hırsızlık yapmak üzereydim, aşağılık bir süt hırsızı olmama az kalmıştı. İşte dahi yazarınız, tek öykülük yazar: bir hırsız. Başımı ellerimin arasına alıp öne arkaya sallanmaya başladım. Büyük allahım. Gazete manşetleri: gelecek vaad eden yazar süt çalarken yakalandı, J.C.Hackmuth’un desteklediği yazar hırsızlıktan tutuklandı, gazeteciler etrafımı sarmış, flaşlar patlıyor, demeç ver Bandini, nasıl oldu? Arkadaşlar, telifler sayesinde maddi sıkıntım yok, ama bir şişe süt çalan bir adam hakkında bir öykü yazıyorum, o duyguyu bilmek istedim, hepsi bu. Post'ta çıkacak öyküyü mutlaka okuyun, adını “Süt Hırsızı” koydum. Adreslerinizi verirseniz sizlere birer nüsha gönderirim.
Her yer karanlık pür-nur o mevki
Mağrip mi yoksa makber mi ya Rab
Ya habgah-ı dilber mi ya Rab
Rüya değil bu ayniyle vaki
Kabri çiçekten bir türbe olmuş
Dönmüş o türbe bir haclegaha
Bir haclegaha dönmüşse türben
Aç koynunu aç maşukanım ben
Söz: Mehmet Baha
Müzik: Abdulhak Hamit Tarhan
Hafız Burhan'dan
youtu.be/_1Ht5Mb9MG0
Hamiyet Yüceses'ten
youtu.be/DmmJfnkv3Ss
Nesrin Sipahi'den
youtu.be/DcdHat-b1o4
Tarkan'dan
youtu.be/lKMyW6fcEWQ
...her şeyden önce insan olma ve insanlaşma sorunu çözülmelidir.
Her sorunun temeli budur, ister sonra dine bağlı kalmak istemiş olalım, ister din dışı, ister sosyalist, ister onun karşıtı, ister ilerici, ister gerici;
sonradan izlemeyi ve ulaşılmayı dilediğimiz biçim ne olursa olsun, önce, bu sorun hepimiz için çözülmelidir...