Daha çok küçükbaş hayvanlarin kaldığı yerlere Ağıl deniyor. En azından ben öyle biliyordum. Oysaki eskiden yeni bir yerleşim yeri bulan insanlar kendi yerlerini belli etmek için etraftan topladıkları taşlarla kendi bölgelerini belli ederlerdi. Bu alanlara Ağıl demişlerdir. işte benim bölgem manasında. ince bir ruh, derin hissiyat, yolculuğa çıkaran söylemler. Bedenim şehirde, ruhum bir ağacın gölgesinde soluklanıyor...
Uzun zamandır böyle huzurlu, keyif veren bir gezintiye çıkmamıştım...
Tesadüfen mi desem yoksa bütün olasılıkların birleşip beni kitaba yönlendirmesi mi desem bilemedim. Rafımda, ruhumda Ağıldaki Kızılcık'ın olması ne hoş bir duygu...
Mektup işte. Yüzyüze söylemeye cesaret edilemeyen duyguları açığa çıkarmış. Kafka bile olsan kaleme düştüklerini karşı karşıya geldiğinde dökmek başlı başına bir meseledir.
Romanı okurken kendimi cocukken yaşadığım kavram karmaşasına benzer durumda buldum. kahramanların arasında boğulup kaldığımı düşünürken yaşanan olaylar kafamda öyle yer ediyorki okudukça yüzeye çıktım.Savaş sahneleri, betimlemeler, rus toplumunun dramatik hali ve kahramanlar öylesine etkiliyor ki insanı. gerçekten bir başyapıt.
Kalite sadelikte ve ayrıntıda gizlidir. Sait Faik in kahramanları o kadar sade ve sıradan insanlarki sokağa çıktığınızda hepsine rastlıyorsunuz. Her zaman rastladığımız insanları bu kadar farklı açıdan yazması onun hikayeciliğini ortaya koyuyor. Öyle anlaşılıyorki hikayelerini yazmak için yazmış canı istemiş yazmış içinden geçmiş yazmış. Hİkayelerinin bağımlısı oldum. öyleki cennete gidersem isteklerimden biride Sait Faik le bir kahvehanede simit çay eşliğinde sohbet etmek olacaktır. :)
Hayatimda hic genis tayga ormanlarinin uzun kis gecelerinde kalmadim ama Beyaz disi okuyunca icinde yasadigimi hissettim. Ilk bolumde bu duyguya kapiliyor insan. Okuduktan sonra kurtlara ve kopeklere hayvan diyesim gelmedi. Tek solukluk kitaplardan. Yetiskinlige basmadan okuyun derim.
Beyaz DişJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202095,4bin okunma