Başka biri olmak istiyor. Belki de bedenini, içine hapsedildiği bir kafes gibi görüyor. Burada değil, orada olmak istiyor. Yıldızlar kadar uzak olmak istiyor her şeye.
Oysa her şeyin tam ortasında duruyor.
“Kelimeler böyledir işte, fazla gizlerler kendilerini, birbirinin peşine takılırlar, nereye gittiklerini bilmez görünürler ve ansızın, ikisinin, üçünün veyahut dördünün birden, kolayca ortaya çıkmasıyla, bir kişi zamiri, bir zarf, bir fiil, bir sıfatla, karşı konulamayan heyecan tenimize ve gözlerimize yükselir, duygularımızın sükuneti bozulur, bazen de sinirlerimiz dayanamaz buna, çok tahammül etmişlerdir, bir zırh kuşanmış gibi her şeye katlanmışlardır.”