Bu kitap hakkında söyleyebileceğim tek şey nerdeyse her satırını alıntılamak istemem ve gerçekten kendimden bir şeyler bulmam. İnsanlar hakkında yazılmış bir kitapta elbette ki bir şeyler bulursun diye düşünmeyin bu insanlığın çok daha derinlerinde bir kitap.
Dolunay katilleri bir araştırma kitabı olduğu için ilk başta akıcı olur mu emin olamamıştım. Ama bir kere başladıktan sonra bir roman gibi akıcı olduğunun farkına vardım ve bu benim filmini de merak etmemi sağladı . Bütün bunların gerçek olması insana çok garip geliyor. Çünkü bu kitap bir polisiye romanı kadar da karmaşık bir hikayeye sahip. Kitabı bitirmem biraz uzun sürdü ama kitaba her döndüğümde aslında kitaptan kopmadığımı da gördüm. Bu da kitabın dilinin ne kadar iyi olduğunu gösteriyor.
Uzun olduğundan okumak için yaza bıraktığım bu kitabı elime aldığım andan itibaren aslında ne kadar yanlış düşündüğümü anlamış oldum. Her şey çok ayrıntılı yazılmış olmasına rağmen asla sizi sıkmıyor, üstelik kitabı elinizden bırakmanıza izin vermiyor. Kitabın kurgusu da çok güzel. Sizi başka düşüncelere yönlendirip bambaşka bir sonuçla karşı karşıya bırakıyor. Böylece merak duygumuzu hep besliyor. Ayrıca bu serinin çok daha uzun olacakken yazarın beklenmeyen ölümü sebebiyle 3 kitapta kalması çok üzücü. Serinin 2. kitabını okumayı sabırsızlıkla bekliyorum.
Tesadüfen aldığım ama okumaya başladığım anda sürükleyici diliyle beni alıp götüren bir kitap. Başlarda sakin bir akışı olan kitap sayfalar ilerledikçe elinizden bırakmayacağınız bir hâl alıyor. Bu kitabı sevmemin bir diğer nedeni de zaman zaman Frank'ten zaman zamansa Laurence 'tan kendimde bir şeyler bulmak. Olay örgüsünde de beklemediğiniz bazı sürprizler var .Kısacası çok sevdiğim ve mutlaka okunmasını düşündüğüm bir kitap oldu.