" Eh ne yapalım, o halde öleceğim. Başkalarından daha erken ölecektim, orası aşikârdı. Herkesin bildiği gibi hayat yaşamaya değmez. Aslında, doğal olarak baska kadınlar ve erkekler yaşamaya devam edeceklerine, üstelik bu binlerce yıl böyle sürüp gideceğine göre, ha otuz yaşında ölmüşsün ha yetmiş; bir önemi olmadığını biliyordum. Uzun lafın kısası; bu gün gibi ortada. Ha bugün ölmüş ha yirmi yıl sonra. Neticede ölen yine ben olacaktım.
Başlangıçta bunun ne olabileceğinden emin değildim. Ancak uzun uzun düşüldükten sonra hırsız olduğunu fark ettim. Bu bir sorun demekti. Yasanın gözünde ikimizde suçluyduk. Ben biyolojik bir nedenden dolayı yahudi olduğum için suçluydum, o da bir hırsız olduğu için. İçeri girdiği zaman onu polise ihbar etmekle tehdit etmeli miydim? Yoksa aynı tehdidi onun bana karşı kullanma olasılığı mı daha yüksekti? İkimizde birbimizi polise mi teslim etmeliydik? Yoksa iki suçlu arasında saldırmazlık anlaşması mı yapmalıydık?