Erc@n

Erc@n
@Ercanozer
Okumadan geçen bir gün, manzaraya nazır ama zerre zevksiz, yavan bir ekmek gibi lezzetsiz. Erc@n
Yüksek Lisans
Ankara
12 kütüphaneci puanı
664 okur puanı
Haziran 2020 tarihinde katıldı
10/10
·419 syf.·
2020 23. kitabı
Hepimize hayatımızın bir anında ya da bir döneminde uğramıştır huzur; kimi davetsiz bir misafir gibi gelir çalar kapıyı kaçmadan belki görürsün yüzünü, kimi de edersin davet alırsın bir sonraki gelme sözünü. Tadı damakta kalan leziz bir yemek gibi hayat sofrasına oturup da o masaya her göz açışımızda, ne geleceğini bilmeden o huzur anını arzular dururuz. İşte Tanpınar bu konuda bildiğim en iyi aşçılardan. Huzuru bulmak için bu kitabı açıp okumanız yeterli. Sıkıntılar içinde kısılıp kalan Fatma'nın bile, bir yelkenlinin sahiline sığındığı gibi annesinin kollarına sığınması ve tek huzur kaynağını hiç bırakmaması, Suat'ın imkansız da olsa Nuran'a kavuşabilme hayalleri ve onun için nakışladığı satırlarındaki umut kokuları bile insanın huzuru hissetmesini sağlıyor. Sevinçte huzur, hüzünde huzur, arkadaşlıkta huzur, müzikte huzur ve düşmanlıkta huzur... Bir anda o günlerdeki muhabbetlerin içine girip o şanslı insanlardan olursunuz, sıkıldınız mı inin boğaza henüz kirlenmemiş mis gibi o temiz havayı solursunuz. Arkadaşlık, sevgi, bağ, muhabbet... belki de unutmaya başladığımız her şey, karşımıza çıktıkça, bir bir hafızamızda tazelenir ve her Nuran dedikçe Mümtaz'ın tebessümü yüzümüzde gamzelenir. İhsan Bey'in münazaraları, olmazsa olmaz Tevfik Bey'in anıları, Dede'nin muhteşem dinletisi, Mümtaz'ın sarsılmaz o bağlılığı ve Macide'nin şefkatle bezenmiş huzuru daha ne ister insan. Bak kendine eğer eksik varsa okudukça tamamlarsın, fazlan mı var, işte o zaman huzura ne kadar yakın olduğunu anlarsın. Bu kadar güzel cümleler, eşsiz betimlemeler, hoş sohbetler, "ama sıkıntılar var" demeyin unutmayın hayatın gerçeğidir nikbetler. Huzur bazen anlıktır kalanı karanlıktır. Tavsiyem; çoğunluk gibi açıkta duran huzursuzluğu görmeden, bazen açık bazen perde altındaki o huzuru bulmak için
Edebiyat
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 201421,3bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
9/10
·80 syf.·
2020 21. kitabı
İşte yine o Amok koşucuları, yine o sahip oldukları düşünce mevhumunu kaybetmiş, kaybettirilmiş tanıdıklar; yaşadıkları süre boyunca kendilerine sırtını dönmüş olan umuda ve hayata karşı ilk kez sırtlarını dönme teşebbüsüne yeltenen ve bunu yaparken de en zor yolu seçen o sonsuzluk yolcuları. Amok Koşucusu'ndan sonra bu kitabı okumak iyi geldi, iki vaka eksik olsa da güzel bir tekrar oldu :)
Edebiyat
Ay Işığı SokağıStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202181,9bin okunma
10/10
·190 syf.·
2020 13. kitabı
Ne zaman bir Zweig kitabı okusam, işte bu en güzeliydi deyip hiç bitmesin diye sindire sindire okuyorum, bitince de, üzülmemek için hemen yenisini okumaya başlıyorum. Fakat yeni okuduğum okuduklarım içinde yine en güzeli oluyor. O kadar iyi yapıyor ki bu işi; en basit konuları bile kelimelerle öyle bir süsleyip, öyle etkileyici şekillere sokuyor ki öykünün içine girmemek, ondan etkilenmemek mümkün olmuyor. En son okuduğum olduğundan mıdır bilmem ama bu eserin okuduğum en iyi Zweig kitabı olduğunu düşünüyorum. Süper bir eser. Yedi ayrı intihar vakasında yedi farklı Amok koşucusunu tanıtıyor bizlere; cömertçe, kelimelerden hiç çalmadan, tıpkı muhteşem bir resmi çizer gibi ince ince; hangi rengin o boş sayfada nereyi arzu ettiğini, nerede gülümseyeceğini çok iyi biliyor ve fırçaları her atışında o eseri takip eden gözleri de beraberinde boyayarak başarıyor bunu. Her tarifin içine girip o kişiyi kafanızda çizdiğinizden olacak , o kişileri çok iyi anlıyor ve onlara yakınlaşıyorsunuz. Her ayrıntı, bir sonraki -daha belirleyici- bir ayrıntının müjdecisi oluyor ve her yeni ayrıntı yeri bulunan bir puzzle parçası gibi mutlu ediyor insanı. Eserin en acı yanı; her karakterin onu daha tanımaya başlarken, aklımızdaki bir sürü soru işaretiyle birlikte kendisini ölümün derinliklerine atması. Bundandır; her ölümde bir kişi eksilmiş, canı acımış, biraz da yalnızlaşmış gibi hissediyor insan. Çok güzel ve akıcı bir eser, kesinlikle okumanızı tavsiye ederim. Yalnız sizleri uyarmak isterim; sona yaklaştıkça bu yedi vakayı bir ortak paydada birleştirir mi diye düşünürken kendinizi kaybetmiş ve kitap elinizde değişik senaryolar yazarken bulabilirsiniz! Tavsiyen için teşekkürler Barış UçarBarış Uçar
Edebiyat
Amok KoşucusuStefan Zweig · Can Yayınları · 2018134,5bin okunma
10/10
·222 syf.·
2020 11. kitabı
Yusuf'un en değerli bildiklerinin kaybıyla yani bir sonla başlayan bu kitap başka acı bir sonla, yine kayıpla biterken, her sayfada olaya daha çok girdiğimi, birden o eğri büğrü yaşlı zeytin ağacı olup, her harfinde bir merak, her kelimesinde bir acı, her cümlesinde bir hüzün duyarak anlatılmaz derecede farklı etkilendiğimi belirtmek isterim. Doğarken ölmek, yine, yeniden ölmek... Sabahattin Ali bunu yapmayı çok iyi biliyor. Oluşturduğu hüzün bulutlarından yağmur yağmasını beklerken, yağmur ince bir sızıntı şeklinde ara ara üzerinize gözlerinizden çiseliyor. İnsanın okuması, kendini geliştirmesi, güzel geleceklere kucak açabilmesi için kendini geliştirmiş bir babasının olması yetmiyormuş, illa ki öz evlat olmalıymışsın. Birisini sevebilmek için, sahiplenebilmek için hayatı da sahiplenebilmen, sevebilmen gerekiyormuş. Tanıdığım süre boyunca; bu kadar zor bir hayata rağmen umut etmeyi, umudunu gerçekleştirmek için adım atmayı hiç aklından çıkarmadı Yusuf. Evet Yusuf'un hikayesi acı bir hikaye, çok acı bir hikaye, ama nedense acı bir yemeğin lezzet vermesi gibi, hayata dair yeni başlangıçların, yeni umutların olabileceğini ve buna herkesin ulaşabileceğini hissettiriyor okuyana. Sevmenin çok ayrı bir duygu olduğunu, sevdiğine kusurun hep uzak olduğunu ve kötülüklerden uzaklaşmanın temizliğe atılan büyük bir adım olduğunu içten içe hissediyorsunuz. Güzel insanlar, zor hayatlar; yaşayan harap, okuyansa bitap. Nedendir bu dünyada zor hayata, iyi insanlar muhatap? Oku da gör her cümlede hazine bir hitap, ve işte yine okunası bir kitap... İyi okumalar efendim.
Edebiyat
Kuyucaklı YusufSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025210,4bin okunma
10/10
·112 syf.·
2020 6. kitabı
Bu kitabı okumak tıpkı, insanın yalnızken aynanın karşısına geçip de tüm gerçekliğiyle, hiçbir savunmaya meydan bırakmadan kusurlarını tatlı bir dille tek tek tespit etmesi gibi. Bu kitabın kapağını açan kişi karşı tarafa yaptıklarının hatalı olduğunu söylemenin ince bir dille yapılabileceğini fark eder. En büyük faydası bu olduğu kanısındayım. Sayfalar ilerledikçe okuyucu, insanoğlunun ne kadar da kötü, acınacak halde olduğunu görür ve kendi kendine kahrolup hata analizi yapan bir filozof edasıyla ilerler, kitapta son istasyon yaklaştıkça kelimeler tıpkı "göğü delen adam" tabirinin kaynağı olan o delinmiş beyaz yelken gibi, yüreklerdeki nasırları bir bir delip parçalayarak insana bir boşlukta olduğunu ya da bir boşluğa, temizlenmeye ihtiyacı olduğunu hissettirir. Kafayla başlayan kitap Tanrı'yla biter. Herkesin üzüleceğini ve istemsiz ufuklarından doğan düzelme isteği sayesinde önemli kazanımlar alacağını düşünüyorum. Tek tavsiyem; unutmayınız ki, “Kendi kendine acımak insanı ağlatabilir, ama soğan da ağlatabilir” (Jerry Fodor) Lütfen kendi kendinize acıdığınız her durumu not alıp az da olsa düzeltmeye çalışınız. İyi okumalar
Edebiyat
Göğü Delen AdamErich Scheurmann · Ayrıntı Yayınları · 202017,1bin okunma