Demek ki çürüyecekti, o da çürüyecekti! Böyle hiçbir mutluluk gelmeden, daha henüz beklerken, özellikle hayatının nasıl hiçbir şeyin farkına varmadan geçmiş olduğunu anladıktan sonra, artık bir şey yapmanın mümkün olmadığını da görerek, böyle çürümek, bitmek, ona pek insafsızca, pek acı geliyordu.
Eylül… Öyle bir ay ki, geçen her güzel günü için ona minnettar olmak gerekir. Eylül, üzüntü ve hasret ayıdır, içine birkaç günlük kış hücumundan acı düştüğü için insan o güzel havaların, devamlı yazın artık geçtiğini anlayıp üzülür ve hasret çeker.
Genç Osmanlılardan bu yana gelen anayasa ve meşrutiyet sevdasını, Cihan Harbi’nin yarattığı iktisadi, sosyal ve psikolojik yıkımı analiz etmeden ne Mustafa Kemal’i ne Kurtuluş Savaşı’nı ne de inkılapları anlamak mümkündür.
Ülkemizi düşmanlardan kurtaran çetrefilli bir savaşı ve modern Türkiye’yi yaratan reformları tek bir kişinin eseri addedenler için bile, Mustafa Kemal’i tarihsel bir figür olarak yaratan şartların bilinmesi elzemdir. Ne de olsa askeri okulda aldığı eğitim, parçası olduğu 1880’ler neslinin etkilendiği fikrî akımlar ve savaş meydanlarında kazandığı tecrübe, ileride kuracağı rejimi ve uygulamaya koyacağı inkılapları doğrudan şekillendirmiştir.