-Evleniriz ha, demişti Zülkadir. Yapacaklarımız bitsin. Evlilik dedimse, ne demek istiyorum, biliyorsun. Bizim Nedim gibi burjuva işidir, girişilmez diye karşı koymayı gereksiz buluyorum. Çünkü, bilir misin Şerife, bu aşırı direnmede de evliliği olduğundan güçlü sayma var. Dur yahu, kıvıramadım. Baba ben bu konuşmaları nasıl becereceğim?
- Ben anlıyorum. Biz yaşamımızı gereken dürüstlükle, açıklıkla yürütecek kişileriz. Birbirimizi eksilterek değil, destekleyip gönüllendirerek yaşayacağız. Nedim'in demeleri başka demeler. Yapılan evlilikler, yapan insanların özelliğiyle değer taşıyor demek ister o.
O zamanlar Fransız kapitalizmi iki tarafından yanan bir ev gibiydi (çift taraflı kuşatmaya yakalanmıştı). Bir tarafta Almanlar onu teslim olmaya zorluyordu, diğer tarafta devrimle karşı karşıyaydı. Fransız kapitalistleri, kaderiyle uzlaşmaktansa Almanya tarafından küçük düşürülmeyi seçti. Almanlar da devrimden korkuyordu, dolayısıyla Fransız kapitalistlerin devrimi bastırması için ellerinden geleni yapmaya çalıştılar. Fransa teslim olduğunda, Almanya zaten ülkenin bütün askerlerini esir almış, geriye sadece kırk bin polis bırakmıştı. Devrim başladığında, Almanya, devrimi yok edebilsinler diye Fransız kapitalistlere ek yüz bin asker hakkı tanıdı. Yani şunu söyleyebiliriz ki, Kapitalizmin anavatanı yoktur.
''Bizim asıl düşmanımız Levantenlerdir, bir de, Osmanlı'nın kanını kaynağından emen Avrupalı sülükler...Ta nerelerden gelip çöktüler bağrımıza, yapışıp dişlerini geçirdiler rahatça... Bit bunlar bit, Allah belalarını versin! Ve göreceksin, felaket Türklerden değil, onlardan gelecek bize...''