Badem biçimi tarlanın ortasında onun yüzü. Gözleri iri iri ve siyah, bir kadın. Gözleri bildiğimiz insan gözlerinden daha iri ve ne olduğunu bilmediğim, bağışlanmaz günahlarım için sitem dolu gözler. Ürküten, büyüleyen gözler, keder ve hayret dolu gözler, hem tehdit hem vaat eden gözler. Hem çekiyor, hem itiyor, uzaklaştırıyolardı. İnsanı mest eden, doğaüstü bir ışık saçıyordu bu gözler. Çıkıktı yanakları, alnı yüksek, ince kaşları bitişik, dudakları dolgun ve yarı aralık, ve dağınık saçlarından bir zülüf saçlarına yapışık.
Bir keresinde bir Hindu filozofun kitabında şu sözleri okumuştum: 'Evvel zaman içinde bir kralın oğlu, bebekken memleketinden sürülmüş ve kendisini evlat edinen bir oduncu tarafından yetiştirilmişti. Çocuk geçen yıllarla birlikte büyümüş ve arasında yaşadığı barbar ırkın bir üyesi olduğunu düşünerek yetişkinliğe erişmişti, ancak bir gün babasının veziri nihayet onu bulup kralın oğlu olduğunu söylediğinde karakterine yönelik yanılgısı ortadan kalkmış ve bir prens olduğunun farkında varmıştı. Aynı şekilde insanın ruhu da kendisini içinde bulduğu çevreden dolayı kendi karakterine yönelik bir yanılgıyla yaşar. Fakat günün birinde hakikati kursak bir Brahman rahibinin ağzından duyar ve kendisinin de bir Brahman olduğunun farkına varır.'