Kültürlü olmak çok kitap okumak, üniversiteler bitirmek, çok yer gezip görmek, aşırı sosyal yaşantı değil. Kültürlü olmak, edeptir, saygıdır, kalbi berrak kalmaktır. En mühimi de insan olmaktır.
35. Sayfadan selamlar okumayın gerek yok... Bu kitabın 170 baskı yapmış olmasını asla anlamayacağım gerçeği.. insanlar neden böyle kitapları büyütüp överler anlamıyorumm..
Yakamoz Güzeli canımm arkadaşım güzel dostumun yazdığı ilk kitabı olduğu ve ilk okurlarından olduğumu bilmenin heyecanıyla okudum. Başarıların devamını diliyorum umarım çok güzel yerlere gelirsin güzelimm İlknur Şahinİlknur Şahin
Zülfü Livaneli 'nin kalemini çok beğeniyorum ve okuduğum kitaplarının hepsini de çok beğenerek okudum Bekle Beni yeni çıkan kitaplar arasında gördüğüm gibi sipariş verdim. Kitabı okuyup inceleme yapanlar genel olarak beğenmemiş ama gerçekten kitapta anlatılan olaylara şahit olmuş olanlar asıl anlatılmak istenen olayın aşk olmadığını bilir Bekle Beni ” bir aşk hikâyesi gibi görünse de güçlü siyasi ve toplumsal eleştiri taşır. Roman, Türkiye’nin yakın tarihindeki darbeler, adaletsizlikler, özgürlük kısıtlamaları ve yozlaşmış iktidar yapıları üzerinden ilerler. Livaneli, karakterlerin yaşadığı içsel çatışmalarla birlikte, toplumun demokrasi ve vicdan mücadelesini de anlatır. Diğer yandan Aydınların yalnızlığı ve muhalefet görevi, İktidarın bireyi yozlaştırma gücü, Kadınların toplumsal baskı altındaki halleri, vicdan ve adalet arayışı sonuç olarak politik açıdan iktidar eleştirisi yapan, insanın vicdanını ve özgürlüğünü savunan bir romandır. Livaneli, doğrudan siyaset değil, insanlık ve adalet üzerinden dolaylı bir siyasi mesaj verir.
.
.
“Hiçbir zaman göndermeye cesaret edemediği mektuplar, sevda şiirleri yazıp duruyordu. Kâğıtlar dolusu, yırtılıp atılan hayallerdi bunlar. Her satır bir umutsuzluğun, her yırtılan kâğıt bir yenilginin kanıtıydı.”
.
.
“Uzak tanıdıklarımızın yüzü net gelir gözünüzün önüne ama sevdiklerinizin yüzü bir türlü tamamlanamaz. Çünkü gülüşleri, kat çatışları, yüz ifadeleriyle tanırsınız onları; tek bir sabit resim olarak değil, binlerce anının toplamı olarak.”
.
.
“Ben bir zamanlar… ben bir zamanlar, herkesin eşit olacağı bir ülke hayal ettim. Herkesin çalışacağı, her şeyin bolluk içinde olacağı bir ülke. Gençliğimin rüyasıydı bu, tıpkı senin şu anki umutların gibi saf ve gerçekti. Ama sonra anladım ki düzeni sağlamak için demir bir el gerekir. Düzen
“ Piruze
aşk uğruna Şam’a gelin giden bir Türk kadının hikâyesi…
Başlangıçta umut, heyecan ve sevgiyle başlayan yolculuk; zamanla fedakârlığın, kültür çatışmasının ve gözyaşının hikâyesine dönüşüyor.
Bu roman bana tek bir soru sordurdu:
‘Aşk için ne kadarını göze alabilirim?’
Okudukça Piruze’nin yalnızlığına, anneliğine ve direnişine tanık oldum.
Ve anladım ki; bazen aşk bir başlangıç değil, bir sınavdır…” Sinan Akyüz un okuduğum 5.kitabı kitaplarında gerçek olaylardan esinlenip yazıldığı için kitap bittikten sonra derin düşüncelere dalıp kalbimde sızı hissediyorum buna rağmen sinan Akyüz okumayı bırakamıyorumm.. çok güzel akıcı bir kitaptı daha kısa sürede bitirebilirdim ama sindire sindire okumak istediğim için hemen bitirmek istemedim
Spoiler olabilir.!!!.
“ Dorian Gray'in Portresi ” insanın ruhuna tutulan en acımasız aynalardan biri gibi. Oscar Wilde , güzelliğin büyüsünü ve arzuların karanlık tarafını öyle çarpıcı anlatıyor ki, okurken hem hayranlık hem de rahatsızlık hissediyorsun. Dorian’ın dışı hep ışıldarken, içi yavaş yavaş çürüyüp portresine yansıdıkça insan kendi hayatına da bakıyor: Gerçekten neyi korumaya çalışıyoruz, yüzümüzü mü yoksa ruhumuzu mu?
Roman, dış görünüşe olan takıntının bir ruhu nasıl içeriden çürütebileceğini tüyler ürpertici bir şekilde gösteriyor.
Lord Henry, modern hayatta hepimizi baştan çıkaran zehirli fikirlerin ve boş aforizmaların vücut bulmuş hali.
Portre ise sakladığımız, görmezden geldiğimiz ama kaçamadığımız vicdanımızdır.
Kitap, "Ne yaparsan yap, günahlarının bedeli bir yerde ortaya çıkar" diyor. Dorian, kendini öldürürken aslında bastırdığı vicdanını yok etmeye çalıştı ve bu, kendi sonu oldu. En büyük dehşet, asla yaşlanmamakta değil, güzelliğin ardındaki çirkinliği gizlemekteydi. Dorian Gray, sonsuz gençlik karşılığında ruhunu ve vicdanını bir tabloya hapseden, yakışıklı ama yozlaşmış bir adamdır
Kısacası kitap bana şunu hissettirdi: Zaman kırışıklıkları değil, yaptıklarımızın izlerini bırakıyor. Ve en ağır yük, vicdanın sustuğu yerde başlıyor.
.
.
"İnsan, kendini bile isteye kirletmekten kurtulamayacak kadar tehlikeli bir şeye kapılırsa, o zaman her şeyini kaybeder." (Dorian Gray'den)
.
.
"Vicdan ve korkaklık, aslında aynı şeylerdir. Vicdan bir ticaret unvanıdır, hepsi bu." (Lord Henry'den)
.
.
"Ömür boyu sürecek bir aşkın yükü... Tıpkı ömür boyu sürecek bir resim gibi." (Basil Hallward'dan)
.
Oscar WildeDorian Gray'in Portresi