Janjanlı basımı ile yazarı da merak ettiğim için aldığım bir öykü kitabıydı. Ergen iki gencin bir açlık krizi sırasında bir fırından ekmek çalmaya değil saldırmaya niyetlenip, bu istekleri fırıncı tarafından fark edilince de olayın pazarlığa dönüştüğü durum ile başlar. Lanetlenen iki arkadaş wagner çalmaya başlar. Müziğe açılan kapı ile bağlanmış görünür bu olay önce; yazarın sonraki kitaplarını okuduğunuzda da anlarsınız ki müziğe açılan bir kapının varlığını sürekli kullanıyor. Bu kitaptaki kapı da wagner ve flying dutchman'dir. sonraki kısımda ise, bu saldırıya karar veren çocuğun artık büyüyüp evlendiğini fakat bir türlü doymamasına dikkat çekiliyor. Bunu eşiyle çözmeye çalışırken ortaya ilginç bir eylem çıkıveriyor:)
"Belki de karnımızın aç olmasının sebebi doğrudan hayal gücü eksikliğimizdi."
Murakami'yi takip eden bir okursanız, okuyun tabii ama illa okunmalı diyemem.
Bizim jenerasyonun kendinden çok şey bulup bir soyadı etrafındaki insanların kendi içlerine yolculuğunun öyküsü. Naif, kederli ve en çocuk anılar hep mi hüzünlü biter..
Biraz kendi hayatımı bulduğumdan mıdır bilinmez en sevdiğim Zweig eseri oldu şimdiye kadar okuduklarım arasında. Ay ışığı sokağı, Leporella, Nişan, Leman gölü kıyısında Olay ve Avare öykülerini barındıran kitap. 5 hikayenin ortak noktalarının ölümle sonuçlanması ise güzel bir detay. İntihar için asla geç olmadığını düşündürür.
Tabii siz öyle düşünmeyin, hayat bu işte yaşamaya mecbursun:)