esraca

💯🤌🏻

Özge

@ozgeninkitaplari
·
Gün Olur Asra Bedel – Cengiz Aytmatov Bu kitabı okurken hem bir halkın tarihine tanık oldum hem de insanın yalnızlığına. Aytmatov’un dili o kadar sade ama derin ki, bazı sayfalarda sadece hikâyeyi değil, insanın varoluşunu düşündüm. Roman, Sovyet döneminde geçen bir hikâyeyi anlatıyor ama aslında evrensel bir konuya dokunuyor: insanın kendi köklerinden, geçmişinden kopuşu. Yedigey karakteriyle birlikte ben de o uçsuz bucaksız bozkırlarda yürürken hem bir dostun kaybına hem de bir kültürün yavaş yavaş yok oluşuna tanık oldum. En çok etkilendiğim nokta, geçmişle bugünün iç içe geçmesi oldu. Mitlerle, efsanelerle, bilimle harmanlanmış bu hikâye, insanın hem toprağa hem de zamana ait olduğunu hatırlatıyor. Aytmatov’un anlatımı öyle derin ki, bazen bir cümlede dakikalarca düşündüm. Kitabı bitirdiğimde içimde garip bir sessizlik kaldı. Sanki bir şeyin sonuna gelmiş ama aynı anda bir şeyi yeni anlamış gibiydim. Genel olarak Gün Olur Asra Bedel, sadece bir roman değil; insanın, dostluğun, kültürün ve zamanın anlamını sorgulatan bir yolculuk. Herkesin bir kere değil, birkaç kere okuması gereken bir başyapıt bence.
Reklam
👍🏻

Asthley

@asthley
·
Fareler ve İnsanlar
Fareler ve İnsanlar kitabını bitirdiğimde içimde sessiz ama ağır bir his kaldı. Sayfa sayısı az olmasına rağmen anlattıkları çok büyük. Steinbeck, sade bir dille ama derin anlamlarla, hayalleri olan insanların gerçek dünya karşısındaki kırılganlığını anlatıyor. Hikâyede iki karakterin dostluğunu takip ediyoruz. Biri zeki ve temkinli, diğeri ise saf kalpli ama kontrol etmekte zorlandığı bir güce sahip. Aralarındaki bağ, kitabın en sıcak yanı. Okurken onların küçük bir gelecek hayaline tutunuşunu izlemek hem umut verici hem de iç burkucu. Kitapta beni en çok etkileyen şey, karakterlerin yalnızlığı oldu. Her biri kendi içinde bir boşluk taşıyor. Kimisi geçmişinden kaçıyor, kimisi toplumun dışında kalmış, kimisi sadece sevilmek istiyor. Bu yalnızlık, satır aralarında sessizce büyüyor. Steinbeck, insanın bazen en iyi niyetle bile hayatın acımasızlığına yenilebileceğini gösteriyor. Gurur, hayal kurma isteği, dostluk ve çaresizlik… Hepsi iç içe geçmiş durumda. Fareler ve İnsanlar, kısa sürede okunabilen ama uzun süre akıldan çıkmayan bir kitap. İnsanın içini hafifçe sızlatan, ama aynı zamanda insan olmanın değerini hatırlatan bir hikâye. Ben kesinlikle okunması gereken klasiklerden biri olduğunu düşünüyorum. 10/10
👍🏻

Emine İnen

@emine_inen
·
Çıplak Ete Kavuşan Aşk Sandı…
Herkese selamlar, Bugüne kadar okurken en çok zorlandığım ve en çok nefret ettiğim ana karaktere sahip olmayı başaran Masumiyet Müzesi incelemesi ile geldim. Nahifliğimi ve hanımefendi duruşumu bozmadan bu incelemeyi nasıl yazabilirim bilmiyorum ama deneyeceğim :))) Çünkü “AŞK” duygusuna hakaret olarak tanımlayabileceğim Kemal, o kadar nefret ettirdi ki kendinden; ağzımı bozmadan, hakaret etmeden nasıl bitecek bakalım incelemem :)) Yazarımız Orhan Pamuk , sansasyonel bir isim.. Ermeni olayları, Mustafa Kemal Atatürk ve Türklük ile ilgili fikirleri, siyasi ve dini görüşleri vs. vs… Kendisinden okuduğum ilk kitaptı ve bütün önyargılarımı bir kenara koyup, sadece kitaba ve edebi yönüne yoğunlaştım okurken. Zaten birazdan göreceğiniz üzere de eleştirilerimin onun görüşleri ve fikirleriyle alakası yok, baştan anlaşalım :)) İlk başta yazara ve kitaba hakkını vererek başlamak istiyorum. Masumiyet Müzesi, müze ve kitabı bütünleştirip yazılma fikri ile zaten başlı başına orijinallik abidesi. Bilmeyenler için açıklayayım, yazar kitabı yazmaya başlarken müzeyle beraber düşünüp ikisini birden oluşturmaya başlamış. Yani önce kitabı çıktı ve tuttu, hadi müzesini açalım da ticari amaç güdelim gibi bir durum söz konusu değil. Ki zaten müzenin bileti de kitabın içerisinde var. Kitabınız varsa müzeye de bedava girebiliyorsunuz. Kitabın kurgusu da başından beri hep müzeyle iç içe gidiyor. Dediğim gibi kurgusuna bayıldım, orijinal fikirlere hep bayılırım zaten :)) Beni mest eden diğer şey ise yine kurgusuyla ilgili. Kitap öyle bir yazılmış ki sanki bir biyografi okuyorsunuz. Kemal’in topladığı eşyalar, 500 sayfalık bütün yaşanmışlık müzede toplanmış ve kitap bitince acaba bu gerçek yaşanmış bir hayat hikayesi mi diye araştırırken buluyorsunuz kendinizi. Bu tarz kurgulara bayılıyorum. Tarık Tufan ‘ın
Edebiyat