Çıplak Ete Kavuşan Aşk Sandı…
8/10
·524 syf.··
2024 78. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 28 Ekim 2024 21:45
Herkese selamlar, Bugüne kadar okurken en çok zorlandığım ve en çok nefret ettiğim ana karaktere sahip olmayı başaran Masumiyet Müzesi incelemesi ile geldim. Nahifliğimi ve hanımefendi duruşumu bozmadan bu incelemeyi nasıl yazabilirim bilmiyorum ama deneyeceğim :))) Çünkü “AŞK” duygusuna hakaret olarak tanımlayabileceğim Kemal, o kadar nefret ettirdi ki kendinden; ağzımı bozmadan, hakaret etmeden nasıl bitecek bakalım incelemem :)) Yazarımız Orhan Pamuk , sansasyonel bir isim.. Ermeni olayları, Mustafa Kemal Atatürk ve Türklük ile ilgili fikirleri, siyasi ve dini görüşleri vs. vs… Kendisinden okuduğum ilk kitaptı ve bütün önyargılarımı bir kenara koyup, sadece kitaba ve edebi yönüne yoğunlaştım okurken. Zaten birazdan göreceğiniz üzere de eleştirilerimin onun görüşleri ve fikirleriyle alakası yok, baştan anlaşalım :)) İlk başta yazara ve kitaba hakkını vererek başlamak istiyorum. Masumiyet Müzesi, müze ve kitabı bütünleştirip yazılma fikri ile zaten başlı başına orijinallik abidesi. Bilmeyenler için açıklayayım, yazar kitabı yazmaya başlarken müzeyle beraber düşünüp ikisini birden oluşturmaya başlamış. Yani önce kitabı çıktı ve tuttu, hadi müzesini açalım da ticari amaç güdelim gibi bir durum söz konusu değil. Ki zaten müzenin bileti de kitabın içerisinde var. Kitabınız varsa müzeye de bedava girebiliyorsunuz. Kitabın kurgusu da başından beri hep müzeyle iç içe gidiyor. Dediğim gibi kurgusuna bayıldım, orijinal fikirlere hep bayılırım zaten :)) Beni mest eden diğer şey ise yine kurgusuyla ilgili. Kitap öyle bir yazılmış ki sanki bir biyografi okuyorsunuz. Kemal’in topladığı eşyalar, 500 sayfalık bütün yaşanmışlık müzede toplanmış ve kitap bitince acaba bu gerçek yaşanmış bir hayat hikayesi mi diye araştırırken buluyorsunuz kendinizi. Bu tarz kurgulara bayılıyorum. Tarık Tufan ‘ın Âşıklara Yer Yok ve Jack London ‘ın Demir Ökçe kitapları da bu konuda favorilerimdendir. Tavsiye ederim :) Yazarın kitaba bir karakter olarak dahil olması da renk katmıştı, güzel bir detaydı. Ve bir ana karakteri sevdirmek kolaydır fakat nefret ettirmek kolay bir iş değildir. Bu konuda yazarımız fazlasıyla başarılıydı.. :))) Beğendiğim bir diğer husus da aşk acısının ne kadar can yakıcı olabildiğini mükemmel bir anlatımla aktarabilmesiydi. Haa Kemal’in samimiyetsizliği ve karaktersizliğinden ötürü hiç içime işlemese de ayrılık acısının bu kadar gerçekçi aktarıldığı bir kitaba daha önce rastlamamıştım. Son olarak kitabın sonlarında, “kültürsüz özgüvensiz zenginlerin batıya özenip müze açma heveslerine kapıldıklarından” bahsediyor. Burda Koç ailesine bir gönderme var gibime geldi çünkü Ankara’da Rahmi Koç Müzesi’ni gezerken birçok parçanın Koç’ların koleksiyonlarından bağışlandığını öğrendim. Hatta aile fertlerinin kıyafetleri, saatleri, takıları bile sergileniyordu. “Ne alaka şimdi bunları niye sergilemişler?” diye düşündüğümü hatırlıyorum. O yüzden bu gönderme çok hoşuma gitti :)) Şimdiiii… Kitaba hakkını verdiğime göre artık tatsız konulara geçebiliriz :)) Bir kere şu konuda anlaşalım. Aşk bu değil, olamaz da zaten. Kemal’in aşk dediği şey çok irite edici bir cinsel arzuyla başlayan ve sonrasında takıntıya, obsesifliğe dönüşen bir duygu. Büyük Aşk Hikayesi felan denmesi Aşk’a hakaret. Çünkü… Çünkü Kemal Füsun’u görür görmez sadece cinsel olarak arzuladı. Ve bu arzusuna ulaştığı, nişanlana kadar geçirdiği süreçte de sadece ve sadece cinselliği hayal etti. Evet sevdiğiniz insanı cinsel olarak arzulamak gayet insani ve doğal bir şey fakat sadece dış güzelliği ve cinselliği arzuluyorsanız ve onu arzularken aynı zamanda başka bir kadınla da cinsellik yaşıyorsanız buna nasıl aşk diyebiliriz? Kemal, Füsun’a olan “aşkını” anlattığı kısımlarda bile geleceğinin çok mutlu olacağını 114. sayfada şöyle hayal ediyor: “Bir yandan eğitimli kültürlü bir kadınla mutlu bir aile hayatı yaşarken, bir yandan güzel vahşi bir kızla derin ve gizli bir aşk ilişkisi yaşayabileceğim..” Soruyorum size, aşk bu mu? Bu karaktersizlik, ikiyüzlülük, haysiyetsizlik değil de ne? Yazar kitaptaki son sözünde bazı okurların Kemal’in yaşadığı aşk acısından sonra onu affettiğini söylüyor. Ben de bi acaba mı der gibi oldum aslında ama 70-80 sayfa yukarda da bahsettiğim gibi ölümcül bir aşk acısı çeken Kemal, Füsun’u bulma umudu belirdiği anda yine ve yine Sibel ile evlenip Füsun’u metresi yapıp kendisini çok mutlu bir geleceğin beklediği hayallerini kurmaya başlayarak beni şaşırtmadı ve bir kez daha kendinden tiksindirdi. Buna nasıl büyük aşk denebiliyor gerçekten hayretler içerisindeyim.. Kadının tamamen metalaştırılması, bir cinsel obje gibi görülmesi, güzelliği sadece dış görünüşünde bulması ve bunun “Büyük Aşk” diye tanıtılması beni iyice çıldırttı. Tekrar ediyorum “AŞK” bu değil… Kürk Mantolu Madonna ‘da Raif Efendi’nin Maria Puder’e olan aşkı gerçek aşktır mesela.. Vadideki Zambak ‘ta Henriette’nin Felix’e aşkı gerçek aşktır mesela… Ama Kemal’inki tamamen arzunun takıntıya dönüşmesi, ruh hastalığı ve karaktersizliktir! Kitapta dikkatimi çeken bir diğer konu da şu: Yazar kitapta dönemin sosyete ve zengin kesiminin batılılaşma, özgürleşme çabalarına değiniyor ve zaman zaman da eleştiriyor, ikiyüzlü olmakla suçluyor insanları.. Fakat bunu yaparken bir yandan kendisiyle çelişiyor çünkü mesela bekaret konusunda kendisi gibi düşünmeyen insanlara “cahil, gerici, yobaz” gözüyle bakıyor. Fikir özgürlüğünün savunucusuysan eğer kendin gibi düşünmeyenleri bu şekilde suçlarsan ikiyüzlüsündür.. Bir diğer irite edici mevzu da kitapta pornografi derecesinde betimlemelerinin olması. Tamam cinsellik de hayatın bir parçası ve kitaplarda olacak. Fakat kitabın ilk 100 sayfasında 100….00000 kere “sevişmek” kelimesini kullanıp aynı “cesur” erotik sahneleri tekrar tekrar karaktere hayal ettirirsen bu hayatın içinden şeyler değil, acınası bir “Modernleşme” çabası olur bana göre… Ve kitapta aldatma, metres, evlilik dışı beraberlik gibi konuların gayet normalleştirilmesi mevzusu var… Diyebilirsiniz ki “Ama hayatın içinde de bunlar oluyor.” Evet oluyor fakat burda benim değinmek istediğim şey kitabın bu ahlaksızlıkları güzellemesi, romantikleştirmesi.. Anadoluda bir köy ağasının 2-3 karısının olması ne kadar iğrençse, Kemal’in babasının da metresinin olması o kadar iğrenç ve ahlaksızcadır. Adamın zengin olması, Nişantaşı’nda oturuyor olması bunu normalleştirmemeli. Kadınlar da bunu normal görmemeli artık. Edebiyatımızda da film-dizi sektöründe de yıllardır bu bilinçaltımızın derinliklerine işlenilen iğrençlikler, ikiyüzlülükler midemi bulandırıyor artık.. Sanat ve edebiyat toplumun değerlerini, ahlakını ve dürüstlüğünü geliştiren işler yapmalı, toplumu zehirlememeli diye düşünüyorum. Hayatın içinden deyip de böyle karakterleri güzellemek işin kolayına kaçmak oluyor… Daha söylenecek çok şey var aslında ama diğerleri de bende kalsın :)) İyisiyle kötüsüyle okunmaya değer bir kitaptı bence.. Ama biraz zorlanabilirsiniz okurken, onu belirteyim :)) Kitap ile kalın, keyifli okumalar diliyorum…
Edebiyat
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,4bin okunma
··2 alıntı·
1 +1'leme
·
12,6bin Gösterim
11 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
İncelemenizi okurken kitap zihnimi irite etti hocam. Normları kendi ölçeğinde belirleyerek, kendi dışında yaftalama, dışlamakta irite edici fazlasıyla, diğer dediklerinize de katılıyorum Kaleminize, emeğinize sağlık. İnceleme için teşekkür ediyorum. ✨👏👏🍀
Emine İnen
Gönderi Sahibi
Berceste Sağ olun size de keyifli okumalar diliyorum 🙏🌸
Sanırım bu kitabı okurken aklıma hep sizin incelemeniz gelecek. Cesaretinize sağlık. Çünkü birazdan savunucular buraya yığılabilir 😅🌸
Emine İnen
Gönderi Sahibi
@shd_erdn Teşekkür ederim 🌸🫶🏻 Herkesin fikrine saygım var tabii ki fakat aynı saygının kendi fikirlerime de duyulmasını beklerim 😀🤷‍♀️😇
İçimde kendi kendime kitap boyunca öfkelendiğim bütün detayları yazmışsın. Okudum, rahatladım, ohhh 😄 çok güzel olmuş, fikrine, emeğine sağlık 🙏🏻
Emine İnen
Gönderi Sahibi
Sevde Ahahahah teşekkür ederimm 😂 Duygularına tercüman olduysam ne mutlu bana 😇🌸
Emine kankam yazarda iyi olmazmı yürreğine sağlık kankam, senden inceleme dersleri almam lazım 😄
Emine İnen
Gönderi Sahibi
Yücel Ünal Ahahhaah 😂 Teşekkür ederim canım dostum 🫶🏻 bi ara çalıştırayım seni 🤪😂
Ne kadar muhteşem bir inceleme olmuş. Kaleminize sağlık 👏
Emine İnen
Gönderi Sahibi
Esra Çok teşekkür ederimm 🌸🫶🏻