Esra Balcı

Esra Balcı
@Esrowskiii
Serbest bir stilin ortak tema’sı…
Öğretmen
Üniversite
İstanbul
8 okur puanı
Temmuz 2025 tarihinde katıldı
Puan vermedi
Evlenmeden Önce Bu kitap benim için resmen “evlilik öncesi reality check” oldu. Hani insan evliliği böyle romantik montajlarla, fon müziğiyle falan hayal eder ya… Doğan Cüceloğlu o montajı çat diye kesiyor. Diyor ki: “Bir dur bakalım, sen kimsin, karşındaki kim, konuşabiliyor musunuz, dinliyor musunuz?” Ben de sayfa çevirirken içimden: “Hocam yavaş, kişisel algılıyorum” dedim Kitap boyunca şunu anlıyorsun: Evlenmek zor değil, insan kalabilmek zor. Her bölümde “ben bunu yapıyorum galiba… aa yok yapmıyormuşum” aydınlanmaları yaşanıyor. Bazen çok haklı, bazen çok gerçek, bazen de insanın egosuna hafif bir tokat atıyor. Ama öyle sert değil, şefkatli bir tokat bu. En sevdiğim yanı şu: “Mutlu evlilik şans işi değil” diyor. Yani kader, kısmet, nasip tamam ama biraz da emek, farkındalık, susmayı bilmek, konuşmayı becermek. Okurken insan ister istemez şunu düşünüyor: “Ben evliliğe hazır mıyım yoksa sadece evlenmek mi istiyorum?” İşte orası acıtıyor Özetle: Bu kitap evliliği göklere çıkarmıyor, yerin dibine de sokmuyor. Olduğu gibi anlatıyor. Toz pembe değil ama kapkara da değil. Gerçekçi, samimi ve biraz da insanı kendine getiren cinsten. Benim yorumumla: Evlenmeden önce okunur, evlenirken altı çizilir, evlendikten sonra “heh bak burada demişti” diye açılıp açılıp okunur. Aşırı romantiksen biraz bozar, farkındalığa açıksan efsane tokat
Evlenmeden ÖnceDoğan Cüceloğlu · Kronik Kitap · 20217,4bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Ağrı Dağı’ndan Uçtummm
Puan vermedi
Bu kitap resmen “efsane aşk var mı hâlâ?” sorusunun cevabı. Öyle bir anlatmış ki adam, okurken hem “ulan keşke bana da böyle sevdalansa biri” diyosun hem de “bu ne be kardeşim, bizim mahallede olsa 2. günden dedikodu çıkar” diyosun İçinde aşk var, dağ var, gurur var, kavga var… Ama en önemlisi; öyle edebi cümleler var ki, sen “ben mesaj yazarken noktalama işaretlerini bile yanlış koyuyorum” diye hafif bir utançla sayfayı çeviriyorsun. Komik kısmı da şu: Kitap “Ağrı Dağı” etrafında dönüyor ya… senin okurken aklına gelen tek şey: “Benim sabah kahvaltıda simidi peynirle gömünce karnımda da Ağrı Dağı oluşuyo…” Aşkolarım okuyun ben çok keyif aldım tşk Yaşar Kemal Ağrı Dağı Efsanesi
Duygu ve Düşünce
Ağrı Dağı EfsanesiYaşar Kemal · Cem Yayınları · 197436,1bin okunma
Puan vermedi
Jack London Kızıl Veba Şimdi düşünün aşkolarım; yıl 2013 değil 2073 falan, dünya pert olmuş. Milletin üstüne “kırmızı grip” gibi bir şey çökmüş, öyle böyle değil tam kıpkırmızı felaket. İnsanlar pamuk helva gibi dağılmış gitmiş. Kitapta bir amca var (profesör), yanında da torun torba takımı. Çocuklar Fortnite oynamak ister gibi sorular soruyor, amca da “evladım bir zamanlar internet diye bir şey vardı, TikTok bile vardı” diye tarih anlatıyor. Çocuklar da anlamıyor tabii; çünkü hamburger, telefon, wifi yok! Mesajı şu: medeniyet dediğin şey pamuk ipliğine bağlı. Yani biz sanıyoruz ki elektrik, market, Instagram hep var olacak. Ama pıt gitti mi, herkes mağara adamına dönüyor. Jack London’un vermek istediği: İnsanlık çok havalanma, doğa bir silkelendi mi geçmiş olsun. “Kızıl Veba” = “Reset tuşu”. Bugün şarj aletini kaybetmek bile panikletiyorsa, düşünün ki bir de uygarlık komple çökmüş!
Duygu ve Düşünce
Kızıl VebaJack London · Türkiye İş Bankası kültür Yayınları · 202447,7bin okunma
4/10
·52 syf.·
2025 4. kitabı
Öncelikle Madam de Prie’nin şımarıklığından midem bulandı. Evet soylu olabilir, kraliçe olabilir ancak bu insanları küçümseyerek başka bir hayata adapte olamayacağını göstermez. Hayatın ne getirip götüreceğini bilmiyoruz. Şımarıkça tutumlar takınıp istediğimiz olmayınca ölüme sarılmak bana mantıklı gelmiyor. Alışılageldiğimiz bir hayat var, bunu değiştirmek çok zor farkındayım. Çağımızın sorunu zaten sosyal yalnızlık. Hangimiz kafamızdaki veya yaşadığımız hayata aitiz ki? Bir şekilde yolunu bulup gülmeye devam ediyoruz. Böyle de olmalı. Bu hayata geldiysek vardır bir nedeni. Açıkçası beni bu anlamda çok etkiledi. Son sayfalarında yazan cümleler güzeldi. Gereksiz betimlemelerle dolu depresif bir kitaptı. Zweig genelde bu tarz yazar ama diğer kitapları daha çok sarmıştı. Neyseeee, *hoşuma giden yerler:* -Çünkü insanlık tarihi gereksiz/davetsiz misafirleri sevmezdi. -Talihin ilerlemekte olan arabasından bir kez düşen kişi, arabaya bir daha yetişemezdi. -Eskiden insanlarla ve güçle oynamıştı yalnızca, şimdi ise hiçbir oyuncağın ölüm kadar keyifli olmadığını fark ediyordu. -Solide dans le serieux(Önemli meselelerle aklı başında) *Öğrendiğim bilgiler:* *alexandrie* -on iki heceli dize *pharaon oyunu* - Fransa’da ZV. Louis ve XVI. Louis dönemlerinde sarayda moda olan iskambil oyunu.
Duygu ve Düşünce
Geçmişe YolculukStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202533,6bin okunma
7/10
·128 syf.·
2025 3. kitabı
Osamu’nun kitabı otobiyografik bir kitap. Acı dolu geldi bana. Beni en çok etkileyen cümlesi ‘’Ne istediğim sorulduğu anda hiçbir şey istemez olurdum.’’ oldu. Ben de böyleyim çünkü. Yani aslında kitap bize isteklerimizi önemsememizi, gerektiğinde göğsümüzü gere gere hayır diyebilmemiz gerektiğini öğretmeye çalışıyor gibi. Keşke lisede okusaydım dediğim kitaplardan. Kadınları sevmediğini söylese de aslında kıyamadığından, kırmaktan korktuğundan yanaşmadığını düşünmekteyim. Belki de optimist yaklaşmaya çalıştım bilmiyorum. Psikopat yani ya hep birilerinin öldürmesini dilemiş gibi bir şey. Korkunç aslında. İçinde yaşadığı buhran bitmiyor. Beni biraz dibe çekti. Aslında yaşama bağlayacak bir şey neden bulamıyor. Sevgisizlikten olsa gerek… Hristiyanlıktan bahsetmişti birkaç yerde. Günahlarından arınma olayı bunu doğruluyor gibiydi. Ya da ben çok anlam yükledim amk. Bakire kadınla beraber oluyo kirtedildiğini düşünüyo ayrılıyor falan. Klasik erko ya. Neyse yani tribe girdim çokça okurken. Yine de teşekkür ederim.
İnsanlığımı YitirirkenOsamu Dazai · İthaki Yayınları · 202560,1bin okunma