Romanları 30 dilde yayımlanan yazarımız Kimdir?
Doğru cevap veren üyelerimiz arasından çekiliş ile yazarın eserlerinden 1 tanesini 5 üyemize hediye edeceğiz.
Çekiliş şartları!
İletiyi paylaş
Kitapseç sayfasını takip et.
Önemli not: Yoruma sadece 1 kere cevap vermeniz yeterli olacaktır, ilk yaptığınız cevap dikkate alınacaktır. 1 den fazla yorum yapmamanizi rica ederiz.
Çekiliş sonuçları: 08.06.2020 tarihinde açıklanacaktır.
Tüm üyelerimize bol şans dileriz.
Dostoyevski'nin önemli ve hayli kalın bir kitabını daha okuyup bitirmenin rahatlığını yaşıyorum. Yazarın bu kitabını biraz sıkılarak okudum desem yalan olmaz.
Özellikle kitabın başında ve sonundaki yaklaşık iki yüzer sayfalık bölümler haricinde kalan, orta kısımdaki dört yüz sayfayı okurken neredeyse kitabı bırakacak düzeye geldim. Çünkü akıcılık buralarda hiç yoktu desem doğru söylemiş olurum. Yazar kitabın bu bölümlerinde, sanki sadece karakterlerinin özelliklerini okuyucunun kafasında iyice pekiştirmek için , durağan olaylardan oluşmuş, bol konuşmalı ve psikolojik bir anlatımı tercih etmiş. Bu durum ise, zaten aşırı bir sürükleyiciliği olmayan kitabı daha da durağan hale getirerek, okuyucu da ister istemez büyük bir bıkkınlığın meydana gelmesine sebep olmaktadır.
Kitapta ana karakter, iyi kalpli, içi iyiliklerle dolu , saf bir prens olan Mişkin'dir. Prens Mişkin , aynı yazar gibi bir sara hastasıdır ve aşırı saflığından dolayı etrafındakilerce bir budala olarak kabul edilmektedir. Diğer önemli karakterlerden biri, kendisine babasından büyük bir miras kalmış olan , hızlı yaşamayı seven, güçlü bir yapıya sahip Rogojin karakteridir. Bu ikilinin arasındaki bir türlü paylaşılamayan karakter ise Nastasya Filippovna'dır.
Konunun en ilginç yanı ise aralarındaki onca çekişmeye ve zıt karakter yapılarına rağmen , bu üç karakter de zaman zaman istisnalar olsa da kitabın final kısmına kadar birbirlerine dost kalmayı başarabilmektedirler. Tabii ki finalde çok farklı olaylar bizleri beklemektedir. Bu arada bir general kızı olan Algaya İvanovna ise konuya bağlı olarak zaman zaman devreye girmektedir.
Kitapta işlenen ana tema aşk ve iyi bir insan olmanın toplumdaki yeridir. Bana göre ağırlıklı olarak aşk teması üzerinde durulmaktadır. Ama aşk, Dostoyeviski'ye özgün
BudalaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201231,5bin okunma
Kitabı elime ilk aldığımda farklı bir duyguya kapıldım. Bunun sebebiyse meşhur “Vatan Şairimiz Namık Kemal”di. Hayranı olduğum bir yazardır “Namık Kemal”. Sürgün yıllarında son günlerini yaşarken elinde “Victor Hugo’nun Sefiller” kitabı varmış. Bu kitabı okurken gözlerini yummuş hayata. “Hürriyet Kasidesi” gibi devasa bir şiiri o zamanın şartlarında yazabilmiş bir yazarın, son okuduğu kitabın “Sefiller” olması benim için baya değerliydi.
Kitabı bu duygu içinde alıp okumaya başladım. Tadını çıkara çıkara, azar azar… Neticede 23 günde kitabı bitirebildim. Kitap bittiğinde ise evet dedim. Bir esere eğer “Klasik” denilecekse böyle bir kitap olmalı. Ki çoğu klasik denen eser benim nezdimde hiçte klasik olmayı hak etmiyor. Ama “Sefiller” tam tamına bir klasikti.
Peki, neden tam tamına klasikti? Kitabın olumlu veya olumsuz özelikleri nelerdi?
Başlayalım Efendim…
1. Cesaret
Yazar kitabın yazıldığı döneme göre çok cesaret gerektiren bir iş yapmış. O zamanın karanlık Avrupa’sında sürgün ve hapis hayatı yaşayacağını bile bile “Özgürlük, Adalet, Eşitlik” gibi konuları işlemek bir cesaret işidir. Cesur yazar her zaman takdiri hak eder. Ayrıca kendinden sonraki birçok yazara da “Hugo” bu konuda örnek olmuştur. Onların açtığı çizgiden yürüyen yerli yazarlarımız “Tanzimat Dönemi” ile birlikte bu konuları işlemeye başlamıştır.
2. Evrensel Konular
Kitabı ana konusu sefillik. Fakat sefilliğin çeşitleri yok mudur? Örneğin bir hayat kadının sefilliği, bir mahkûmun yaşadığı sefillik, bir yetim kızın sefilliği, bir dilencinin sefilliği, devrik bir liderin sefilliği, bir kaçağın sefilliği, bir hırsızın sefilliği, bir devrimcinin sefilliği, bir vicdan sefilliği… Sefillik diye düşünmeye başlasak bu ve buna benzer birçok şey sıralayabiliriz. Kitabı beğenmemin bir nedeni de aklımıza