Havva

Havva
Öğrenimin çok tuhaf bir etkisi olmuştu İlya İlyiç'in üzerinde. Bilimle hayat arasında, onun aşmaya hiçbir zaman yeltenmediği dipsiz bir uçurum vardı. Hayat başkaydı onun için, bilim başka.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Ne var ki, elverişsiz koşullar altında hiçbir zaman dışa çıkamayan, çıkma umudu da olmayan, uykuya dalmış bir gücün, ruhunda var olduğunu hep hissediyordu.
Oblomov, arkadaşının arkasından bakarken şöyle geçiriyordu içinden:"Batmışsın sen sevgili dostum, kulaklarına kadar batmışsın. Dünyada kendinden başka her şeye hem kör hem sağır hem de dilsizsin... İnsanların arasında kırk takla atarsın; işinle, rütbenle övünürsün... Bizde buna da meslek diyorlar işte! Bunun için zekaya, irade gücüne, duyguya hiç gerek yok... Neye yarar ki bunlar? Gereksiz lüks şeyler! Yaşadığı kadar yaşayacak ama içinde çok bir şey kıpırdamayacak... Ama dairede on ikiden beşe kadar çalışacak, sekizden on ikiye kadar da evde... Vah zavallı!"
Ben senin yerinde olsam, asil bir kimse olarak doğduğuma inanır, bu inançla da küçük bir çiftlik sahibinin zulümlerine karşı durmak cesaretini gösterirdim.
Hayat, düşünceleri tutan bir hapishanedir.