"İki eş, birleşmek üzere birbirlerine doğru eşit açılarla eğilmeli ki sağlam ve dayanıklı bir ev kurulsun. Dikleşmeler ve diklenmeler evin dengesini bozar. Gereğinden çok eğilmek de öyle."
Kitabı okuma nedenim, yakın zamanda manipülasyon üzerine okuma yaparken bunun nedeninin sınırları koruma noktasındaki eksikliğime vermemdi. Geçen yıllarda "Bütünüyle İnsan Olmak" kitabını okumuştum. Sanırım sınırlar ile ilgili en büyük aydınlanmam o zaman oldu. Kitapta şöyle geçer: Öfkelenmemizin nedeni sınırlarımızın aşılmasıdır. Bunu duymak sanırım beni rahatlattı. Öfkemin temelinin sınırlara saygı duymayan insanlardan kaynaklı olduğunu anlamış oldum. Üzerine düşününce ülkece ciddi anlamda öfkemiz olduğunu düşünüyorum. Bu durumdan birçok kişinin muzdarip olduğuna şahit oldum. Millet olarak pek sınırlara dikkat etmiyoruz. Herkese, her şeye karışma hakkını kendimizde buluyoruz naçizane. Bir süredir sınırlarım üzerine düşünüyor ve araştırmalar yapıp gözlemlerde bulunuyorum. Bu kitabı da sınır çizmede kararlılığımı sürdürmemi sağlamada kolaylık olsun diye de biraz okumak istedim.
Kitap büyük çerçevede anlatmış sınırları. Okurken notlar alınabilir, içinde çeşitli örnek vakalar da var. Fakat bana çok hitap etmedi, sevemedim. Hatta sonlara doğru biraz da bitirmek için kendimi zorladım. Okurken bazı kısımlar haricinde bildiğim şeyleri duymak sanırım beni sıktı. Ayrıca psikolog çok fazla dini öğreti temelinde anlatmış. Sanırım beni en çok da bu sıktı. Bu tarz kitapları okurken daha araştırmaya dayandırma ve kaynaklandırma bekliyorum. Sınırın ne olduğunu bilmeyen, hayatında sınır koymakta zorluk yaşayan kişiler okuyabilir. İçerisinde çocuklar, eş, aile, kişinin kendisi, iş vb. her türlü sınır çizme noktası detaylandırılmış. İhtiyaç duyulan kısımlarda bu noktada kılavuz olarak kullanılabilir nitelikte diye düşünüyorum. Üç bölümden oluşuyor: Sınırlar nedir, sınırlarla ilgili çelişkiler, sağlıklı sınırlar nasıl geliştirilebilir?
Sınırlarla ilgili şu düşüncelerimi de aktarmak
SınırlarHenry Cloud · Sistem Yayıncılık · 20084,351 okunma
Kitabı okumadan önce insanlar arasındaki sevgi dili üzerinde olduğunu düşünmüştüm ama partnerler temelinde ilerleyen ancak içerisinde çocukların sevgi diline de yer verilmiş. Beğendiğim noktalar olmakla beraber eksik bulduğum yerlerde oldu. Eğer kişi farkındalık oluşturmak istiyorsa ya da kendi sevgi dilini tanımak istiyorsa tek başına okunabilir diye düşünüyorum naçizane. Bence bu tarz yani iki kişiyi ele alan kitaplar eğer ilişki için okunacaksa tek başına okunmamalı. Çünkü tek bir tarafın çabası ile olacak bir şey değil ilerleme. Kitapta eleştirdiğim noktalardan biri tek bir tarafın diğer kişinin sevgi dilini öğrenip ısrarla çaba sarf etmesi. Anlattığı çiftlerde çoğunlukla olumlu bir sonuç alınmış ama bunun sonucu tüketici de olabilir. Ayrıca istemeyen, ılımlı olmayan eşle ne yapılabilir noktasına çok yer vermemiş. Karşımdaki insan değişmek/gelişmek istemiyorsa benim bir şeyleri yapmam ne kadar nitelikli olur bilmiyorum.
Bunun dışında sanırım kişisel gelişim kitaplarında ya da psikologlardan da dinleyip üzerine düşününce bir karara vardım. Şu an iki tane psikoloğun elinden çıkmış okuduğum kitap bunu fark ettirdi. Psikologlarda derin bir dini inanç, Tanrı ve öğretileri üzerinden danışanları destekleme olduğunu fark ettim. Belki onlar da bizi iyileştirmek için kutsal bir güce ihtiyaç duyuyorlardır. Bu kitapta buna sık rastlamasam da diğer okuduğum (sınırlar) kitabında sıkça rastladım ve beni rahatsız etti.
Kitabın kendisine gelecek olursam; Bizi yaşamda tutan temel değerlerin başında sevgi gelir. İnsan sevilmezse kendini başka yerlerde, birilerine muhtaçlık duyarak o boşluğu ya da yazarın deyimiyle sevgi deposunu doldurma çabasına girebilir. Sevgi deposu da tıpkı diğer değerler gibi ailede doldurulması gereken bir şey. Doldurulmaması ise kişinin hayatında sorunların
Beş Sevgi DiliGary Chapman · Koridor Yayıncılık · 201212,5bin okunma