Proust, bu kitabı J. Ruskin’in Susam ve Zambaklar kitabının önsözü niteliğinde yazdığını ifade ediyor. Kitabını da, bu kitaptan aldığı bazı alıntılarla süslemektedir. Susam ve Zambaklar’ın Susam bölümünde de belirtildiği üzere kitap okumanın öneminden ve etkileyiciliğinden bahsedilmektedir. Kitap okumaya verdiği değeri ve önemi de şu cümlesiyle anlamaktayız: “Bu kitaba eklediğim notlarla göstermeye çalıştım ki, okuma, insanların en bilgesiyle bile olsa, bir konuşmaya indirgenemez; bir kitapla bir dost arasındaki asıl farklılık, bilgeliklerinin büyüklüğündeki farklılık değil, onlarla iletişim kurma biçimidir; okuma konuşmanın tersine yalnızlığımızı sürdürürken, yani yalnızken sahip olunan ve konuşunca çabucak dağılan entelektüel güçten yararlanmaya devam ederek, esinlere açık olmaya ve zekânın kendi kendisi üzerindeki çalışmasını bütünüyle verimli kılmaya devam ederek, her birimizin önceden iletilmiş bir başka düşünceyi edinmesidir.”
Okumanın işlevinin sınırlarının çocukluk yıllarına dayandığını belirtmiş ve kitabın başında da bahsettiği çocukluk zamanlarına değinmiştir. Yazarların özellikle de Shakespeare, Saintine, Sofokles, Euripides, Silvio Pellico gibi büyük yazarların kitaplarını okuduğunda kendisine yeni ufuklar açtığından ve kendi bilgeliğinin başladığı an olmasından bahsetmektedir. Bunları da okuduğu kitaplardaki karakterleri içselleştirerek örnekler vermiş ve bu gerçekçi anlatımların okura sanki kitabın kahramanı kendisiymiş gibi anlatabilmesinin ustalığından söz etmiştir:
“Mösyö Maeternlinck’e ya da Madam De Noailles’e, yonca ve yaban karanfili kokulu yol boyunca modası geçmiş çiçeklerin yetiştiği Zelanda bahçesine ve kitaplarınızda söz etmediğiniz ama söz ettikleriniz kadar güzel bulduğunuz yeryüzünün her yerinde götürün bizi diyebilmek