Okuduğum bir haberi paylaşmak istedim ben çok bilgilendim sizin de bilgilenmeniz temennisiyle :)
Kitap Okuyan İnsanların İdeal Bir Sevgili Olduklarının Bilim Tarafından Kanıtlanmış 3 Nedeni
1. Sizinle yalnızca konuşmazlar, sohbet ederler.
2. Sizi öylesine bilmezler, aynı zamanda sizi 'anlarlar'.
3. Sadece akıllı değil, bilgedirler.
Yani benim bu haberden anladığım;
Size mektuplar ve kısa şirin notlar yazarlar. Oldukça laf cambazıdırlar ama kötü anlamda değil. Sorularınıza kısa ve sıkıcı cevaplar vermek yerine, manidar düşünceleriyle yanıt verirler. Kelime dağarcıklarıyla aklınızı başınızdan alabilirler.
Her ne kadar
“Sakın bir şair sevme , seni yazmak için seni terk eder.”
denilmiş olsa da, haberde kitap okuyan diyor, yazan kısmı dahil edilmemiş gibi. Yine de karar sizin :)
Keyifli bir pazar günü diliyorum.
Telefon çalıyor yine. En beklenmedik bu saatte.
Acı bir haber gelecek çok eminim hem de.
Öyle durduk yerde, bu saatte çalmaz telefonum bilirim, vardır mutlaka bir sebebi. Yıllardır hep böyle çalarak acı bir haberi verdiği gibi.
Bazen uykum kaçar ve düşünmek zorunda kalırım çoktandır görmezden geldiklerimi. Bir günü uğurlayıp , başka bir günü henüz karşılamamışken. Zaman tam da arafta kaldığı yeri göstermekteyken.
Uyuyamayacağımı bile bile yatağın içine girmek kadar anlamsız başka bir eylem daha var mıdır acaba? Sağa dönüyorum geleceğim, sola dönüyorum geçmişim karşımda. Tavana ise nedense bakmaya korkuyorum. Uyuyabilmek adına okumaya çalıştığım roman kahramanlarının simaları değişiyor bir süre sonra, hepsi de zamanında hayatıma bir şekilde girmiş olan insanların yüzlerine dönüşüyor.
Merakla açıyorum zorlaya zorlaya kapattığım gözlerimi.
Hakan Sarıpolat'ın çıktı öykü kitabı Cıs..
Gülbahar var ya Gülbahar? Nasıl tanımazsınız ? Hani lekesiz bir gözü var, hani herkesin korktuğu, çekindiği, ailesinin bile vermek istemediği , taş kalpli bilinen Ali İmran’ın yüreğinin temizliğini gördü de herkesi karşısına alarak evlendi ya işte o Gülbahar. Hakan Sarıpolat’ın Zincir’inin Gülbahar’ı.
Onun Ali İmran’ın bıçaklandı öldü, arkasından bir kişi bile ağlamadı da , kimse yanmadı Gülbahar kadar, kimse göremedi direğin dibinde kalan, silinmek bilmeyen kan lekelerini, lekesiz gözlü Gülbahar kadar.
Oğlu oldu da adını Ali İmran koyuverdi ya , kocasından sonra, paçalı güvercinin ardından oğlunun da duygularına ağıtlar yakacağını hiç bilmeden, yandı yandı kavruldu Gülbahar.
Paçalı, Gülbahar, Ali İmran oğlu Ali İmran derken yazmış yine Hakan Sarıpolat , Satılık Melek Tüyü ..
Melek edip uçurdu ya bir güvercin gibi gökyüzüne süzülürcesine anneanneyi de yıktı o çocuğun , Çiğdem,