Ben,
Benim de bir hikâyem olduğunu fark etmem, müşteri temsilcisi ile yaptığım telefon görüşmesi sırasında oldu. Belki de özlemin ve yalnızlığın yarım kalan bütün hikâyelerini benden önce dinlemişsinizdir. Ben de uzun uzun başkalarının hikâyelerini dinlemiştim. Bir arama ile başlayan benim hikâyemi geç de olsa bugün öğreneceksiniz.
Önceki günler nasılsa o gün de öyle başlayacak sanmıştım. Her sabah kurduğum saatin alarm sesine uyanırdım. Alarm çalmaya devam ettikçe sağa sola döner durur, susunca da yorganı kafama çekip tekrar uyumaya çalışırdım. O sabah diğerlerinin aksine, susmasını dilediğim, anlatmamın imkânsız olduğunu bildiğim yaşantımdan bir telefon sesiyle uyandım.
İsteksizce ahizeyi aldım elime;
- Alo
- Alo, günaydın. Heyeman seyahatten arıyorum....... hanım ile görüşebilir miyim?
-Buyurun ben..
-...... hanım, 24 Mayıs Saat: 06.00 otobüsü 1 numaralı koltuk rezervasyonunuzun teyidi için aramıştım.
Birden hatırlamaya çalıştım. 24 Mayıs ve saat: 06.00 tarihinde yapmak istediğim yolculuk için nereye rezervasyon yaptırmıştım? Rakamsal takıntılarım vardır benim, çift rakamları sevmesem de 6 sayısının hayatımın dönüm noktalarının işareti olduğuna inanırım. 2 ve 4 toplamı 6, ve Saat: 06.00 … Tarih ve saati benim seçmiş olduğum belli. Bir numaralı koltuk evet…Yolculuklarda, tiyatroda, sinemada, sürekli bir numaralı koltuk tercih etmişimdir. Herkesi arkamda bırakıp beni görüyor olmalarındaki istek mi, yoksa kimseyi görmeme arzusu mu anlam veremediğim farklı bir takıntı. O koltuk boş değilse yolculuğu ertelediğim çok olmuştur. Sebebini bugün bile çözebilmiş değilim, size nasıl anlatayım ki! Bir de kimseyi istemem yolculuklarda yanımda, tekli koltuk yoksa yanındaki olanı da satın alırım. Binenler, inenler, arada bir iki ''nasılsınız, yolculuk nereye '
Bir hayatım daha olsa, korkmadan dokunmak için yaşardım onu. Bir keklik beslerdim ellerimle, varsın uçsun sonunda. Bir çiçek büyütürdüm, varsın solsun sonunda. Bir omuz ısıtırdım, varsın gitsin sonunda. Dokunurdum. Ben eriyene dek, o eriyene dek, biz hiçleşip karışıncaya dek bu hayat derin boşluğa, dokunurdum.
Ama yok bir hayatım daha. Bir hayat daha yok.
Yok.
Biz insanlar, hepsi topu yetmiş yıllık bir ömrü tutunacak dal, sığınacak liman, boğulacak deniz aramaya harcayan zavallıcıklar; her türlü hatalara diyet niyetine ömrümüzü eritiyor, labirentteki fareler misali çıkış yolları ararken, kaybolmanın ve kaybetmenin kederinden, bulmanın neşesine daireler çiziyor olabilir miydik?