İstanbul’a otomobili ilk kez 1895 yılında Basra Mebusu Zehirzâde Ahmet Paşa getirir. Şoförlüğünü ise Abdurrahman Bey yapar. Abdurrahman Bey İranlı olduğu için arabayı sokakta görenler “Acem geliyor… Acem geliyor…” diyerek birbirlerini uyarırdı. Direksiyon başına yeni oturmuş birine “Acemi” denilmesinin kökeni bu öyküdür.
"Madrabaz Bekçi'yi gördüğün zaman," dedi Locke, bir şeyi ellerinde bükerek, "ona Locke Lamora'nın yavaş öğrendiğini ama öğrendiklerini asla unutmadığını söyle."