Nasıl başlasam nereden başlasam bilemedim. Önce yapıcı yorumlama yapmam gerekirse kitabın dili çok sade anlaşılır ve akıp gidiyor. Kısa kısa bölümlerden oluşmuş olması hadi bir bölüm iki bölüm okuyayım hızında götürüyor (benim kendi yoğunluğumdan kaynaklı uzun bir zaman aldı yoksa o kadar uzun sürmez, bir kaç günde biterdi en fazla) fakat kitapta bir bütünlük göremedim.
Olaylar arasında bazen bir önceki anıyı devam ettirip bazen çok farklı bir anın ya da konunun içerisinde bulabiliyorsunuz kendinizi. Ayrıca ölüm duygusunun bir kaç cümle bir kaç an dışında çok yoğun bir şekilde verildiğini düşünmüyorum. Ya da kendi adıma bana o duygu geçmedi ki bu da bir kaç bölüm dışında yazarın babası ile ilgili çok somut ya da belirgin anılarını paylaşmamış olmasından da kaynaklı olabilir.
“Bu kitap ölüm hakkında değil, sona eren bir hayat için duyulan hüzün hakkında. ..” diyor yazar daha giriş sayfasında belki de bu yüzdendir ölüm üzerine çok yoğun bir anlatım olmayışı fakat ben yazarımızın o hüznünü de çok yakalayamadım.
Belki de yazarın bu hüznünü diğer olaylar ile harmanlayarak sunmasından kaynaklıdır bu hissiyatın geçmeyişi...
Ve belki de yapmak istediği de buydu örtük bir şekilde vermek istedi…
Sonuç olarak, belki de yaşanan hüznün veya ölümün bana göre bu kadar düz ve sıradan olmayışından kaynaklıdır bana hitap etmeyişi. Kısaca duygu geçmedi..