Yirmi yedi yıldır yaşamın kenarında yürüyüp durmuş olduğunu bir kez daha fark edip buruldu. Seyircisi olduğunda soytarı, sonra yine kozasında, beklemede.
Sultanlığın, gözleriyle konuşan bakiresi serüven avcısına dönüşmeye hazırlanıyor gibiydi şimdi, ruhunu şehrin büyüsüne kaptırmış. Bir an evini, yatağını özler gibi olduysa da bir düş gezgininin, alışkanlıklarını gittiği yerlere götüremeyeceğini biliyordu artık. Dünyası gecenin getireceği rastlantılar ve onun bu rastlantılarla ne yapıp yapmayacağıydı.