Fatih Karakaya

Fatih Karakaya
@Fatihkrky
Okur.
Veteriner Hekim
Ankara Üniversitesi
Ardahan
Kayseri
136 okur puanı
Şubat 2017 tarihinde katıldı
Detaylara Takılalım Lütfen!
7/10
·324 syf.··
2019 19. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2019 18:33
"Her şey bir çeşit iz bırakmak zorundadır." İngiliz yazar Tom McCarthy'nin ilk romanı Kalan. Çıplak modellik yapmaktan tutun televizyon için metin yazarlığına kadar basın dünyasında değişiklik işler yapmış olan Tom McCarthy'nin bu romanı İngiltere'deki ana akım yayınevleri tarafından reddediliyor. Kitabı yazmasının ardından 4 yıl sonra kitap Paris merkezli küçük bir yayınevi olan Metronome Press tarafından yayımlanıyor ancak kitapevlerinde değil sadece galerilerde ve müzelerde satışa sunuluyor. Belki bu kitabı farklı bir konuma getirmiştir. Olumlu bir tanıtım yazısından sonra Believer Kitap Ödülü derken 2015 itibarıyla 14 dile çevrilmiş. Burada dikkat çekmek istediğim nokta şu: Kitap edindiği konu ve anlatımı ile farklı, ana akımda yer tutmayacak bir örgüye sahip. En önemlisi gerçekten konusu dikkat çekici olsa da roman olarak bunu aktarması zor. Yazar da tam anlamıyla işin altından kalkmış denemez. Bu sebeple her okuyucuya hitap etmeyen bir kitap. Kitaba gelirsem... Kısaca derdi şu: Hayat devam ederken üzerinde hiç düşünme gereği duymadığımız, farkına varmadığımız ya da artık kanıksadığımız tüm o detay anları derinlemesine irdeleyip üzerine düşersek ne olur? Uzuncasını hikayenin gidişatı ile aktarayım: İsmini bilmediğimiz kahramanımız ve aynı zamanda anlatıcımız, nasıl olduğunu da bir türlü öğrenemediğimiz (kitabın en ilginç ve en ironik yönlerinden birisi) bir kaza geçirdikten sonra hafıza kaybı yaşamanın yanı sıra en temel davranışları bile sergileyemiyor. Bu davranışları teker teker her anına ayırarak, her anını düşünerek, her parçayı düşünüp sonra birleştirerek ve defalarca deneyerek tekrar kazanmaya çalışıyor. Sağlıklı doğan her insanın doğuştan gelen bir yetenekle veya taklide dayalı öğrendiği en temel hareketleri (mesela bir havucu eline alıp kaldırmak
Edebiyat
KalanTom McCarthy · Jaguar Kitap · 2015134 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Mitolojik Ama Bizden Bir Hikaye
8/10
·157 syf.··
2019 18. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2019 17:27
"Korkma çocuk, biz o cennete hiç alınmadık." 1981 doğumlu, Protohistorya ve Önasya Arkeolojisi bölümünü bitirmiş, bu romanından önce Bitki Mitosları, Hayvan Mitosları ve Su Mitosları kitaplarını yayımlamış, kısacası Mitoloji dünyasına hakim olan ve bu dünyadan bazı parçaları bir romanla yansıtmak isteyen bir yazar Deniz Gezgin. Kitaba da Mitoloji'de ve dinlerde yer tutmuş şeytanın, şeytan olma hikayesiyle ve şu cümleyle başlıyor: "Şeytan yükümüzü sırtlanan günah keçisi değilse nedir?" Sabahattin Ali'nin İçimizdeki Şeytan kitabında şöyle der ana karakter: "İsteyip istemediğimi doğru dürüst bilmediğim, fakat neticesi aleyhime çıkarsa istemediğimi iddia ettiğim bu nevi söz ve fiillerinin daimi bir mesulünü bulmuştum: Buna içimizdeki şeytan diyordum..." Bir kasaba düşünün, buradaki insanlar her olumsuz şeyde içlerindeki şeytana dönüp bakmıyorlar, o şeytanı dışarıda arıyorlar. Aslında çok da yabancı gelmedi değil mi? Bu insanlardan etrafımızda da var, hatta yeri geliyor, bir bakmışız biz de bir şeytan buluvermişiz. Şeytan demeseler bile birçok sıfat kullanırlar insanlar: Mesela cinlerin en güçlüsü ve korkuncu anlamına gelen "İfrit". Kitabın başlarında kasabadan bir kesit seyrettiriyor bize Gezgin. Kesitin içinde de kasabayı ve kasabalıyı biraz tanıdıktan hemen sonra uğursuz bir misafir misali geliyor Adile, İfrit Adile. Adile'den sonra da oğlu geliyor: İsrafil. İşte bizim 'Ahraz'ımız. Kitabın gerisine ve de geneline spoiler da vermeden kitapta önemli gördüğüm birkaç şeyden bahsederek göz atmaya çalışacağım: 1) Toplumdan Dışlananlar: Kitabın girişinde boşuna günahlarımızı yüklediğimiz şeytan ifadesi yazmıyor. Bir toplumda kötü ya da suçlu birileri olmak zorunda mıdır? Değildir ama bir toplumda kötü birileri olmasa bile o toplumun kötüsü muhakkak aranır bulunur. Bu
Edebiyat
AhrazDeniz Gezgin · Sel Yayıncılık · 20125,7bin okunma
Kim bu küçük adam?
8/10
·125 syf.··
2019 8. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Şubat 2019 22:27
"Sevgi, çalışma ve bilgi." Hemen kitabı irdelemeye geçmek isterdim ancak kitap bir "sesleniş" metni olduğu ve yazarımızın çalışmalarından ufak referanslar bulunduğu için önce yazar hakkında bilgi vereceğim. 24 Mart 1897 Galiçya doğumlu bir Avusturyalı-Amerikalı psikiyatr ve psikanalist Wilhelm Reich. Zengin bir çiftçi olan Leon Reich ve karısı Cecillia Roniger'in iki oğlundan ilki olarak dünyaya geliyor. Reich'in sonradan belirttiğine göre babası Yahudilikten ayrılmış, çocuklarını Yahudi öğretilerine göre yetiştirmemiş ve hatta çocuklarının Yahudi Almancası(Yidiş) konuşan diğer çocuklarla oynamasına bile hiçbir şekilde müsaade etmemiş birisiydi. Reich, yetişkinliğinde kendisini Yahudi olarak tanımlayan kişilere Yahudi olmadığını söylemiştir. Bunları niçin söylüyorum? Çünkü Reich 'Dinle Küçük Adam'da küçük adamın başkasını aşağılarken Yahudi dediğini söylüyor, hemen ardından küçük Yahudi adama da sesleniyor. O cümlelerinin nedenini daha iyi kavramak için bu bilgi zannımca önemlidir. İlerleyen zamanlardaki hayatına baktığımızda Wilhelm Reich'in önemli çalışmaları "cinsellikle" ilintilidir. Bu "sesleniş"inde de cinselliğe sıkça yer verir. Küçük adamın cinselliğe bakışını da küçük adama anlatır. Reich, cinselliğe merakının küçük yaşlarda başladığını "Gençlik Tutkusu" adlı otobiyografisinde belirtir. İlk cinsel ilişkisini on bir buçuk yaşlarındayken, ona bunun nasıl yapılacağını öğreten bir aşçı kadın ile yaşar. Reich otobiyografisinde, o günden itibaren yıllar boyunca neredeyse her gün cinsel birleşme yaşadığını söylemiştir. 12 yaşındayken, özel öğretmeni ile annesinin gönül ilişkisinin ortaya çıkması sonucu annesi intihar eder ve annesinin ıstıraplı bir ölümü olur. Reich, 1920 yılında yazdığı bir yazıda bu gönül ilişkisinin kendisini derinden etkilediğini ifade eder.
Dinle, Küçük AdamWilhelm Reich · Cem Yayınevi · 202115,4bin okunma
Öyküseverler İçin
8/10
·112 syf.··
2019 2. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 04 Ocak 2019 22:53
Ayşegül Çelik’in 2003 yılında yayımladığı ilk kitabı Korku ve Arkadaşı. Kitap 21 kısa öyküden oluşuyor. Bazı öykülerde karakterler ve/veya yarattığı dünya aynı, bazılarında anlatım tarzları çok yakın, ancak bütün öyküler okuyucu sıkmadan, doygun bir okuma hissi uyandırarak akıp gidiyor. Bazı öykülerinde rüya aleminin tekinsiz havasını çok iyi aktarmış, bu açıdan bakıldığında yazarın ilk kitabı olmasına rağmen şekilcilik uğruna metinleri uzatmaması gayet yerinde; ancak hikaye bütünlüğündeki eksiklikler ve havada kalan bazı finaller olması da yazarın eksi yönleri. Bir başka önemli nokta ise öykülerdeki masalsı anlatım. Arka kapakta yazan deyişle: “Anadolu’nun kadim öykülerine, masallarına, tarihe ve mitlerin Zengin dünyasına selam gönderen, onların dilini modern öykünün sınırsız dünyasına taşıyan öyküler bunlar.” Bazı öykülerde de taşranın hoyratlığını Nuri Bilge Ceylan filmi seyreder gibi sessiz, gürültüsüz bir şekilde okuyorsunuz. Bir yazara başlangıç için başarılı bir kitap buldum karşımda, beklentiyi yükseltmeden okunması gereken öyküler bunlar.
Edebiyat
Korku ve ArkadaşıAyşegül Çelik · Can Yayınları · 201396 okunma
7/10
·200 syf.··
2018 26. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 11 Kasım 2018 22:53
Hayata, sıradan bir mola. Kitabı ilk elime aldığımda ve arka kapağında yazanları okuduğumda, özellikle öyküler için ‘müthiş, muhteşem’ yazılarını gördüğümde büyük bir beklenti ile kitabı okumaya başladım. Sonuç: Güzel öyküler ama beklentimin altında. Yazarımız Henrietta Rose-Innes, arkeoloji ve biyoloji bölümlerini bitirdikten sonra yaratıcı yazarlık alanında yüksek lisans yapmış ve şu anda aynı alanda doktora çalışmalarını yürütüyor. İlginç bir yaşam doğrusu ama öykülerinde en etkili olan şey ise yazarımızın Güney Afrika’lı olması. Çünkü kitaptaki 15 öykünün birçoğunda mekan Cape Town şehri. Bu sebeple öykülerinde Güney Afrika’ya özgü göndermeler/incelikler ve motifler varsa fark etmemiz zor. Yazarımız aynı zamanda kitabın son öyküsü olan “Zehir” öyküsüyle HSCP/PEN Edebiyat ödülünü kazanmış. Evet bu öykü gerçekten güzeldi. Peki yazarın öykücülüğü nasıl? Hayatın içinden rastgele bir kesiti alıyor, sıradan olayları, öykünün içine kişilik tahlillerini de serpiştirerek, siz devamında ne olacak diye düşünürken sıradan bir şekilde öyküyü bitiriveriyor. Bazı öyküleri ise bilim kurgu tadında. Bu benim sevdiğim/sevebildiğim bir tarz: Hayatta pek rastlamayacak olsak bile sizi başka bir yere götürecek kadar argüman barındıran, okuması kolay ancak ekstrem duygular hissettirmeyen öyküler. Kitabın beklentimin altında kalması ise kitabın arka kapağını ve bu kitabı Stefan Zweig’ın bir öyküsünü(Amok Koşucusu’ydu) okuduktan sonra okumam oldu.
Edebiyat
Hep EveHenrietta Rose İnnes · Yüz Yayınları · 201690 okunma