"Her şey bir çeşit iz bırakmak zorundadır."
İngiliz yazar Tom McCarthy'nin ilk romanı Kalan. Çıplak modellik yapmaktan tutun televizyon için metin yazarlığına kadar basın dünyasında değişiklik işler yapmış olan Tom McCarthy'nin bu romanı İngiltere'deki ana akım yayınevleri tarafından reddediliyor. Kitabı yazmasının ardından 4 yıl sonra kitap Paris merkezli küçük bir yayınevi olan Metronome Press tarafından yayımlanıyor ancak kitapevlerinde değil sadece galerilerde ve müzelerde satışa sunuluyor. Belki bu kitabı farklı bir konuma getirmiştir. Olumlu bir tanıtım yazısından sonra Believer Kitap Ödülü derken 2015 itibarıyla 14 dile çevrilmiş. Burada dikkat çekmek istediğim nokta şu: Kitap edindiği konu ve anlatımı ile farklı, ana akımda yer tutmayacak bir örgüye sahip. En önemlisi gerçekten konusu dikkat çekici olsa da roman olarak bunu aktarması zor. Yazar da tam anlamıyla işin altından kalkmış denemez. Bu sebeple her okuyucuya hitap etmeyen bir kitap.
Kitaba gelirsem... Kısaca derdi şu: Hayat devam ederken üzerinde hiç düşünme gereği duymadığımız, farkına varmadığımız ya da artık kanıksadığımız tüm o detay anları derinlemesine irdeleyip üzerine düşersek ne olur? Uzuncasını hikayenin gidişatı ile aktarayım:
İsmini bilmediğimiz kahramanımız ve aynı zamanda anlatıcımız, nasıl olduğunu da bir türlü öğrenemediğimiz (kitabın en ilginç ve en ironik yönlerinden birisi) bir kaza geçirdikten sonra hafıza kaybı yaşamanın yanı sıra en temel davranışları bile sergileyemiyor. Bu davranışları teker teker her anına ayırarak, her anını düşünerek, her parçayı düşünüp sonra birleştirerek ve defalarca deneyerek tekrar kazanmaya çalışıyor. Sağlıklı doğan her insanın doğuştan gelen bir yetenekle veya taklide dayalı öğrendiği en temel hareketleri (mesela bir havucu eline alıp kaldırmak
Baş karakterden bu kadar nefret ettiğim başka bir kitap hatırlamıyorum. Okuyalı uzun zaman oldu ama hala aklımda psikopat. Geçirdiği feci kaza sonrası hafızasını yitiren ve aldığı tazminat ya da kan parasıyla kendine yepyeni bir yaşam kurmak yerine delirmeyi tercih eden bir adam. Okumazsanız bir şey kaybetmezsiniz.
Zamanı ve gerçekliği lime lime inceleyen, kurgusu ile baş döndüren bir kitap.
Adamımız bir kaza geçirir, zaten hatırlamadığı bu kaza hakkında konuşmaması için de yüklü bir para alır.
Kazadan sonra hafızası silinmiştir hatta tüm temel yaşamsal faaliyetleri dahi yeniden öğrenmek zorunda kalmıştır.
Bu yüzden şu an yaşadığı hayatı ikinci el ve taklit bulur.
Birgün yaşadığı bir dejavu aklına bir fikir getirir, elindeki tüm o parayla anılarını yeniden canlandıracaktır. Yardım için Naz ile anlaşır.Önce kendi geçmiş anısını kurgular, sonra yeni bir yaşadığı bir anı çok gerçek bulur ve onu kurgular. Derken bir başkasının anısını çalar gibi kendi yaşamış gibi kurgular.Detaylarda kaybolur, zamanı durdurur, yavaşlatır. Bir Uyuşturcu müptelası gibi her seferinde daha çok ister, vücudundaki karıncalanmalarla yeniden canlanır, gerçeği keşfeder. Naz da aynı durumdadır.
Zirve kurgusunda yani kitabın finalindeki kurguda gerçek ve kurgu birbirine girmiştir. İşler karışmış olsa da tam olarak mutludur ve artık gerçektir.
Kitapta Aralarda bazı boşluklar kurgu eksikleri yaşanabiliyor. Ancak Kahraman tam olarak ne istiyor diye anlarsanız kitap su gibi bir şölen gibi akıyor. Kahramanın kafasına girerseniz o abartı denen ve bir saniyeyi bir sayfa anlatan uzun detaylar size çok da uzun gelmeyecektir.
Çok beğendim ben.
"Adamın kafasına bişey düşer, susması için verilen parayla anılar yaratır kendine" klişesinden çok daha fazlası.
Bu yıl okuduğum en iyi romanlardandı.
An' da takılı kalmış bunu saplantı haline getiren bir adamın öyküsü. Sürekli aynı şeylerin tekrarlanıyor oluşu ( tabi sebebi takıntı) okurken bayabilir. Pek sevdiğimi söyleyemeyeceğim.
"Fakat travmalara tepkiler genellikle endojen opioidler tarafından ayarlanır. Yani bunun anlamı beden kendi ağrı kesicilerini tedarik eder, kuvvetli olanlarını. Sorun şu ki, bunlar insana keyif verebilir. O kadar keyif verir ki, sistem bunları aramaya başlar. Travma ne kadar güçlü olursa olsun, doz o denli yüksek, bundan dolayı da yeni salınımları harekete geçirme dürtüsü daha güçlü olur. Orta derecede akıl sahibi laboratuvar hayvanları, elekroşoka maruz kalacaklarını bile bile tekrar ve tekrar travma kaynaklarına, yani elektrik verilmiş düğmeye, ya da her neyse işte ona geri dönerler. Bütün bunu sadece o uyuşturucuyu almak için yaparlar: O uğultu, o dinginlik için... "
(Sayfa. 231)
Kitabın özeti mahiyetinde bir alıntı ile başlamak istedim. Kitaptaki karakter bilinmeyen bir sebepten ötürü kaza geçirmiş ve hafıza kaybı yaşamış. Kazadan sonra basit bir davranışı bile öğrenmek zorunda kalmış. Havuç tutmak gibi. Kazaya sebep olan kişi ile bir uzlaşma sağlayıp, yüklü miktarda paranın sahibi oluyor daha sonra. Sonrasında ise "hasta" bu adam diyeceğiniz kısım başlıyor. Kendini hayatın dışında hissettiği için ona gerçeklik kazandıracak tekrarları, anları aramaya başlıyor. Bulduğunda ise onları yeniden canlandırmak tek isteği. Öyle zihinde bir tekrar değil anlatılan, o anı yaşatacak bir kedi, bir dolap kapağı da bu senaryonun oyuncuları. Sürekli başa saran anları yeniden yaşamak isteyen bir insanı okurken daha doğrusu izlerken tahmin edeceğiniz üzere fazlasıyla sıkıldım. Niye yapıyor bunu diye düşünürken aslında hepimiz yapıyoruz gerçeği düştü zihnime. Tamam belki bir site inşa etme boyutuna gitmiyor ama yeniden ve yeniden yaşamak istiyoruz, bunun sonucunda da sürekli zihnimizde canlandırıyoruz, bizi üzen veya mutlu eden anları. O uğultu, o dinginlik için. Yaşamın dışında
Kitap resmen ömrümden ömür yedi diyebilirim. Başlarken bu kadar ağır ilerleyeceğini, beni bu kadar çok sıkacağını düşünmemiştim. 46 gün sürdü okumam. Yarıda bırakmaya da gönlüm el vermedi mecburen bitirmek için zorladım kendimi. İlk defa bir kitabı yarıda bıraksam mı düşüncesi ile karşı karşıya kaldım. Okumayı düşünen arkadaşlar bir kere daha düşünün bence :)
bu kitabı okusanızda olur okumasanızda bir yerden sonra zaten sıkılıyorsunuz.
Hikayede nasıl olduğu belli olmayan bir kaza geçiren kahramanımız komadan çıktıktan sonra , aldığı tazminat ile geçmiş de yaşadığı hayatı bina ve komşularını canlandırtıyor.
Aynı olayın sürekli tekrar etmesi gereksiz ayrıntılar beni biraz sıktı. Kitap 150 sayfa olsa daha etkileyici olabilirdi................................
Konusu gerçekten çok farklı. An’da takılı kalmış bir adam.. klasik roman okuyucusuna sıkıcı gelebilir ama farklı bir şeyler okuyayım diyorsanız iyi bir tercih. Okurken kafamda canlanan kitapları daha çok seviyorum ve bu kitabı okuduğumda sanki bir film izlemiş gibiydim. Okurken bu kitap nasıl bir sonla bitecek diye soruyorsunuz kendinize ve inanın beklediğiniz son olmayacak.
Nasıl bir kaza geçirdiğini bilmediğimiz bir karakter ile başlıyoruz okumaya, adım adım ilerliyor öyküsü.Tabii doğal olarak pek bir şey hatırlamıyor.Her şey yavaş yavaş geliyor gözlerinin önüne ve kimisi tam, kimisi bölük pörçük.Eksik olan neydi anlayamadım ama çok zor okudum kitabı.Oysaki merakla başlamıştım.Kitabın kendini tekrar ettiğini hissettim ortalara gelince ve bu da okuyucuyu epey sıkıyor,ilerleme kaydedmiyor hissi veriyor.
1969’da Londra’da doğdu. İngiliz edebiyatı öğrenimi gördü. Bir süre Prag’da ve Berlin’de yaşadı. Çıplak modellik yaptı, yemek / restoran eleştirileri ve televizyonlar için metinler yazdı, Mute dergisinde yardımcı editörlük görevinde bulundu. İlk romanı Kalan’ı (Remainder) 2001’de yazdı, fakat roman İngiltere’deki ana akım yayınevlerinin neredeyse hepsi tarafından reddedildi ve ancak 2005’te Paris merkezli küçük bir yayınevi olan Metronome Press tarafından yayımlanabildi; üstelik kitabevlerinde değil sadece galerilerde ve müzelerde satışa sunuldu.
Kalan, birkaç ay sonra aldığı olumlu bir tanıtım yazısından sonra eleştirmenlerin dikkatini çekti ve birçok saygın eleştirmen Kalan’dan övgüyle bahsetti. London Review of Books’un “uzun zamandır yayımlanan en iyi roman”, The Independent’ın ise “tehditkâr ışıltısıyla klasik statüsünü hak ediyor” şeklindeki tanımlamalarının ardından İngiltere’de ve Amerika’da önemli yayınevleri tarafından yayımlandı. Kayda değer bir satış başarısının yanı sıra Believer Kitap Ödülü’ne de layık görüldü. Zadie Smith’in “son on yılda İngilizce yayımlanan en iyi romanlardan biri,” dediği Kalan, 2015 itibarıyla on dört dile çevrildi. McCarthy, bu başarının ardından Men in Space, C (Notos Kitap, 2015) ve Satin Island romanlarını yazdı. Tintin and the Secret of Literature adlı bir deneme/inceleme kitabı da olan yazar, Kalan’ı yazarken kurduğu INS’nin (International Necronautical Society) genel sekreterliğini halen yürütmektedir. Manifestosunu “ölüm” kavramı üzerine kuran INS, BBC’nin web sayfasınasiber saldırı yaparak kendi propagandasını yapmak gibi sıra dışı eylemlerinyanı sıra deneysel performanslarda da bulunmaktadır.