İnsanlara sevgiyi öğretmek de bir gülünç düş aslında.
Belki, öfkenin değil sevginin egemen olacağı bir düzenin koşullarını hazırlamaktır sorun; insanlara, savaşmanın değil, barış içinde, birinin ağzındaki lokmayı kapmak yerine, daha çok lokma üretmenin doğru olduğunu öğretecek bir düzen içinde yaşamanın güzelliğini anlatabilmektir asıl mesele.
Bir elim seni çizecek bütün pencerelere
bir elim seni silecek
Kalbim ebem kuşağı günde bin kere
Senin için can kesilecek
ne güzel seni bulmak bütün yüzlerde
sonra seni kaybetmek hemen her yerde
ne güzel bineceğim vapurları kaçırmak
yapayalnız kalmak iskelelerde
"Hiçbir şey yapmıyorum. Yazmıyorum, düşünmüyorum. Her şey ağırlaştı, zorlaştı, sinir bozucu oldu. Ne başlangıcın başı var ne de sonucun sonu. Her yok oluşunda kendi yıkıntıları içinden yeniden ortaya çıkıyor. Artık sorgulamıyorum. Bitirir bitirmez dönüp yeniden başlıyorum. Kendi kendime diyorum ki, biraz daha gayret et, şimdi bırakma, biraz daha gayret et ve her şey değişecek; ve neden yaptığımı bilmeden devam ediyorum, her defasında bu son olacak diye düşünerek devam ediyorum. Ne için? Artık benim olmayan bu eskimiş sözcükler, sürekli ağzımdan dökülen bu kelimeler "