" Bittiği sanılan yerde başlayan hikayeler vardır. El sıkışıp ayrılınan yerde öyle bir deprem olur ki bazen, fark edebilen herkesin kalbini ve ruhunu sarsar. Ve ne acıdır ki, bunu oracıkta kalakalan, gidenin arkasından bakıp, ağlamak ya da bir bira daha söylemek dışında hiçbir seçeneği olmayan o zavallı mağrur mağluptan başka kimse bilmez…"
Ya olmasaydın, Tanrım,
Ya olmasaydın!
Yürüdüğüm yollar tükendiğinde
Dostlar yabancıya,
Sıla gurbete benzediğinde...
Kırbamda su, heybemde azık
Ve türkülerimde...
Türkülerimde söz bittiğinde; insanın kıt
Gecenin yıldızsız
İfritlerinse, daim peşimde (Hem uyanıkken hem de düşümde)
Olduğu zaman,
Kimin kapısını omuzlayarak
Hoyratça açar da, kimin
Aynalarını parçalayarak
Canımı içeri atardım, Tanrım,
Sen olmasaydın...