Ayrıca, ki bu büyük bir ayrıcaydı, bu konuşma içimi sıkıyor, beni insan hayatı üzerine düşünmek istemediğim biçimde düşünmeye zorluyordu. Şu kadarını anlamıştım ki insanlar yaşlandıkça hayatları giderek kötüleşiyordu. Dünyaya küçücük eller, küçücük ayaklar ve sonsuz bir mutlulukla geliyordunuz ve ellerinizle ayaklarınız giderek büyürken mutluluğunuz yavaş yavaş buharlaşıyordu. Ergenlik yıllarınızı geride bıraktıktan sonra mutluluk elinizden kayıp gidebilecek bir şeye dönüşüyor ve kayıp gitmeye başlar başlamaz kütle kazanıyordu. Sanki kayıp gidebileceği bilgisi, ellerinizle ayaklarınız artık ne kadar büyük olursa olsun, onu tutmanızı daha da zorlaştırıyordu.
Jim, bilgisayarları sihir gibi gören bir neslin adamı. Jack ise onların içine doğdu. Jim'in küçüklüğünde çocuklar ceza olarak odalarına gönderilirdi ama bugünlerde onları odalarından zorla çıkarabiliyorsunuz. Bir nesil bir türlü hareketsiz duramadığı için azar yiyip dururken diğeri hiç hareket etmediği için fırçalanıyor. O yüzden de Jim bir rapor yazarken her bir tuşa ağır ağır basıyor, ardından bastığı tuşun onu oyuna getirmediğinden emin olmak için ekranı kontrol ediyor ve ancak ondan sonra bir sonraki tuşa geçiyor. Ne de olsa Jim oyuna gelecek bir adam değil.
"Bir yandan eğitimli kültürlü bir kadınla mutlu bir aile
hayatı yaşarken, bir yandan güzel vahşi bir kızla derin ve gizli bir aşk ilişkisi yaşayabileceğim.."
Kemal gibi olan erkolar kapatılsın.