Boncuk Oyunu (Das Glasperlenspiel)
Boncuk Oyunu, Hesse’nin başyapıtı sayılan ve felsefi derinliğiyle öne çıkan bir romandır. Roman, uzak bir gelecekte, Kastaliya adlı entelektüel bir topluluğun içinden çıkan Josef Knecht adlı bir Boncuk Oyunu ustasının yaşam öyküsünü anlatır.
Boncuk Oyunu; müzik, matematik, felsefe ve bilimsel düşüncelerin soyut bir birleşimi olan entelektüel bir etkinliktir.
Bu oyun, sadece bilgiyi değil, bilgeliği de arayan bir yolculuğun sembolüdür.
Roman, bireyin içsel özgürlüğünü, entelektüel yaşamın sınırlarını ve insanın yaşamla kurduğu ilişkileri sorgular.
Roman aynı zamanda bir tür "anti-ütopya" niteliği de taşır; bilgeliğin ve disiplinin zirvesinde bile, insanın ruhsal gelişiminin sonsuzluğu ve sınırları olduğu vurgulanır.
Yazarımız Hermann Hesse Hakkında Kısa Bilgi verelim;
(1877–1962), Alman kökenli İsviçreli bir yazar, şair ve ressamdır.
Eserlerinde bireyin ruhsal yolculuğu, içsel çatışmaları,
Doğu felsefesi ve maneviyatı sıkça yer alır.
En bilinen eserleri arasında Siddhartha, Bozkırkurdu (Der Steppenwolf), Narziss ve Goldmund ve Boncuk Oyunu yer alır.
1946 yılında Boncuk Oyunu romanı nedeniyle Nobel Edebiyat Ödülü’ne layık görülmüştür.
Leylâ,
Sevmeyi, neleri nice ya da nasıl sevmeyi, (nedenli ya da zırva da olsa) sana öğretmek, kabul ettirmek gibi bir çabam olamaz elbet. Bu her şeyden önce sana saygısızlık, seni önemsemezlik olur.
Gelgelelim –bu benim kara bahtımdır– sana kul, sana divâne olmanın “aşırılığını” sevmediğini söylüyorsun. Bir doz, bir ayar meselesinden çok, bir çeşit acımaklı tersleme!
Bu bahiste yerden göğe haklısın. Zaten sen asla haksız düşmeyeceksin.
Ne var ki, çok sevmenin, kendini koyuvermenin, başka bir varlıkta tükenmenin suç sayıldığı, küçük görüldüğü bir çağda yaşıyoruz. Beni korkutan da bu.
Çünkü ben seni, kendimden başka bir şey bilmedim.
"Obasan", II. Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında Japon kökenli Kanadalıların Kanada hükümeti tarafından yaşadığı ayrımcılığı, kamplara yerleştirilmelerini ve kültürel kimlik krizlerini konu alır.
Roman, başkahraman Naomi Nakane’nin gözünden geçmişi anlatır. “Obasan”, Japoncada “teyze” anlamına gelir ve Naomi’nin sessiz, acılı teyzesini temsil eder.
“Obasan”, bireysel sessizlik ile tarihsel bellek arasındaki gerilimi işleyen derinlikli bir romandır.
Joy Kogawa, şiirsel ve duru bir dille, travmanın kuşaklar boyu nasıl aktarıldığını gösterir. Roman, ırkçılığın görünmeyen yüzlerini, aile bağlarını ve suskunlukla direnmeyi irdeler. Özellikle anlatıcının çocukluk gözünden sunulan anılar, eseri hem duygusal hem politik olarak etkileyici kılar.
Kogawa, Kanada'nın uzun süre örtbas ettiği bir dönemi edebiyatın tanıklığıyla görünür kılar. “Obasan”, hem kişisel bir yas hem de kolektif bir yüzleşme hikâyesidir.
Yazarımız: Joy Kogawa (doğum adı: Joy Nozomi Nakayama), 1935 yılında Vancouver, Kanada'da doğmuş Japon asıllı Kanadalı bir yazardır.
En çok bilinen eseri "Obasan" (1981), Japon kökenli Kanadalıların II. Dünya Savaşı sırasında yaşadığı ayrımcılığı ve zorunlu göçü anlatır. Kogawa, kişisel ve tarihi hafızayı birleştiren güçlü bir edebi üsluba sahiptir.
Keyifli okumalar dilerim.