Ne güzel şey hatırlamak seni
ölüm ve zulüm önünde
ve sonra bir ağızdan
bir yürekten tutturmak türkünü:
"Ne güzel şey hatırlamak seni..."
Ne güzel şey hatırlamak seni:
bir mavi kumaşın üstünde
unutulmuş olan elin
ve saçlarında
akşamdan kalma deniz kokusu
ve kederli bir ağırlığı
yuvarlak hatlarının
ve zeytin ağaçlarının
ve yıldızların altında
söylenmemiş olan sevgimiz...
Ne güzel şey hatırlamak seni,
yazmak sana dair,
hapiste,
üç metrekarelik beton üstünde,
üç adım sığmayan sevinçli,
ferahlı,
karanlık günler içinde..
Nazım Hikmet Ran
Aşkın en yüce işlevi, sevilen insanı özgün ve yeri doldurulamaz biri yapmasıdır. Aşkla mantığın farkı da şudur:
Aşkın gözünde bir kurbağa pekâlâ prens olabilir.
Oysa mantıkçının analizinde, âşığın önce o kurbağanın prens olduğunu kanıtlaması gerekir, ki bu girişim nice tutkunun parıltısını körletmeye yeter.