Hicbir şeyin olmadığında bile,küçük tatu, olağanüstü bir hazinenin sahibisin sen, hem de görülmemiş değerde bir hazinenin. Hayatın sahibisin ! Ve hayat, küçüğüm, seveni sever, onu sevmeyi unutanı da unutur.
En olmayacak işi yaptığında bile başkaları kadar kızmazdı Müesser, Veysel'e. Onu hep anlar, yapıp söylediklerinin ardında başka anlamlar arardı. Bulurdu da çoğu zaman... Kimse seçmiyordu ki hayatını. Ne bedenini seçiyordu insan; ne o bedenin içine dolacak ruhun meşrebini; ne de nerede kimin yanında dünyaya geleceğini... Veysel'e kalsa Veysel olur muydu sanki
kardeşi? Kendisi Müesser olmayı istemiş miydi? Şu zavallı Perihan mesela, mutlu muydu kendisinin içinde? Hal böyleyken diyordu Müesser kendi kendine, Veysel'e Veysel oldugu için gönül koymak, kimin haddine?