En temel duygusal ihtiyacımız aşk değil,
birlikte olduğumuz insan tarafından gerçekten sevilmek ve sevginin güdüsel olarak değil akıl ve irade ile beslenip güçlendirildiğini bilmektir.
Yaşamak/ölmek arasında ince bir çizgi. O çizgide tel cambazı misali yaşayan*bir adam. Mücadele dolu bir hayat. Herhangi bir kültürden(Çin) olsa da insan'a dair benzer kaygılar, sevinçler, hüzünler taşıyan kitap. Bazı geleneklerin(evlilik, komşuluk vs) bizdeki versiyona bu kadar uyumu... Fakat nihayetinde:
"Gençken aylak aylak gezen,
Orta yaşa geldiğinde, kendini toprağa saklayan
Şimdi ise yaşanıp inzivaya çekilen Fugui'nin hikayesi."
Yazılmış ki bildik. Yoksa kim nerden bilesi...
Siz benim gibi kitabı elinize aldığınızda süründürmeyin. Bendeki yaşamak* meşgalesi, kitabın bir solukta okunacak oluşuna zeval getirmiş olabilir. Fakat dendiği gibi bir solukta okunacak kitap. Okuyacak olanlara iyi yaşamak*lar...
Akıllı telefonunuzu kapatın. Kendinizi sinir bozucu bir can sıkıntısı üzerinden keyifli hayallere daldığınız bir rehavet içinde bulabilirsiniz. Biraz tatminsiz ve ilgisiz hissedince içinde bulunduğunuz durumu değiştirmek konusunda motivasyonunuz artabilir. Sıkılmak, yaratmaya ve hayal kurmaya iter. Yani yaratıcı bir süreç.