"Anlamıyorsun. Gerçekten muhteşem olacağım. Senden daha fazla potansiyelim var!"
"Potansiyel," dedim, "bir bok demek değildir. Yapmak zorundasın. Beşikteki her bebeğin benden daha fazla potansiyeli vardır."
Osmanlı edebiyatından bahsetmek, konuştuğumuz dili Osmanlı dili, milletimizi de Osmanlı milleti olarak nitelendirmek kadar yanlıştır. Osmanlı terimi yalnızca devletimizin ismidir, milletimizin ismi ise Türk'tür. Binaenaleyh, dilimiz Türk dili ve edebiyatımız da Türk edebiyatıdır.
Biz gençler, şimdi de‘ muallim mektebi dershanelerinin duvarlarına asılan haritaların başına toplanıyorduk. Bu haritaların üstünde yeni Türk vatanının sınırlarını çizmeye çalışıyorduk. Osmanlı Afrikası, Yemenler, Hintler, Bosna-Hersekler artık gözümüze görünmüyordu. Bir elimizi Balkan geçitlerinin, Tuna-Meriç havzalarının üzerine koyardık. Sonra diğer elimizi Kırım’ı, Kafkasya'yı, Başkırdistan’ı, Türkistan’ı sıralayarak Altaylara, Çin Türkistanı’na, Çangari’ye, Altın dağa uzatırdık:
— Buraları hep bizim! derdik. Buralarını hep biz kurtaracaktık.