George tabancayı kaldırdı, namlusunu doğrulttu, ensesine yaklaştırdı eli delicesine titriyordu ama az sonra yüzü katılaştı, elin titremesi geçti. Tetigi çekti. Ateş alan tabancanın sesi dağın doruklarına tırmanıp yankılandı. Lennie sarsıldı sonra yavaşça kuma doğru çöktü, hiç kıpırtısız öylece kaldı.
Hırsızı, düşmüş kadını, aldatılmış bir budalayı anlatın, anlatın ama insanı da unutmayın. Sizin için insan diye bir şey yok mu? Yalnız kafanızla yazmak istiyorsunuz. Düşünmek için kalpsiz olmak gerekir, sanıyorsunuz. Hayır düşünmeyi besleyen sevgidir. Düşen adama el uzatın,mahvolan bir adamın haline ağlayayın, onunla alay etmeyin. Sevin onu! Onda kendinizi görün ve ona kendinizmiş gibi bakın.
İşte o zaman yazdıklarınızı okurum,önünüzde eğilirim. Hırsızı, düşmüş kadını anlatıyorlar da insanı unutuyor veya anlatmıyorlar. Bu mudur sanat, bu mudur bulduğunuz büyük edebiyat? Kötülüğü, çamuru gösterin ama, rica ederim buna edebiyat demeyin.
La ilahe illa ente subhaneke innî kuntu minem-zalimin.
“Sıkıntıya düşen kimse Hz.Yunus’un duasını okursa Allah onun sıkıntısını giderir.”
“Kim bu duayı hangi konuda yaparsa Allah onun duasını mutlaka kabul eder”