Eski bir dükkânın çıngırak sesinde, içi geçmiş kavun kokusunun çağrışımında beliriveren yaz tatillerime, kendi görüntüme bel bağlayamazdım. Bekleme odalarında oturan ve sıkılan insanların tavırlarında, çocuklarına seslenişlerinde, tren istasyonlarındaki vedalaşmalarda babamın yüzünü aradım. Orada burada rastladığım, adını sanını bilmediğim, hiç farkında olmadan gücün ya da ezilmişliğin belirtilerini taşıyan insanlarda, onun konumunun unutulan gerçekliğini yeniden buldum.
Kimi sabahlar aynanın merkezinde, en derin mağmasında boşluğun saman alevi gibi yanıp sönen kendine rastlasan da yeniden sana dönmek isteyen o deniz fenerine, durmadın hiç üstünde; hangi sana dönecektin?
Bütün acılara karşın hayat/ içimize bir nota bırakır ya/ en bitik günümüzde/ direnme notasını/ bir zarfa mı koyar/ bir deniz çırpıntısıyla mı savurur yüzümüze/ neşe üşüşür hayatımıza