Fatma

Oğul gün dediğin nedir, gelir geçer; anlamazsın bile. Geçen seksen üç yılımı kibrit çöpünün yanması kadar kısa sanıyorum.
Reklam
Hayatın gerçekte ne olduğunu unuttuğumuz bir çağda yaşıyoruz. Bir insanı rahatlıkla aya gönderebiliyoruz ama caddenin karşısına geçip komşumuzla buluşmak konusunda sıkıntı yaşıyoruz. Dünyanın diğer tarafındaki bir hedefi bir füzeyle hatasız bir biçimde vurabiliyoruz ama çocuklarımızla kütüphaneye gitmek için zaman ayırma konusunda sıkıntılar yaşıyoruz. İletişim kurabilmemiz için e-postalarımız, fax makinelerimiz, cep telefonlarımız var ama insanoğlunun daha önce olmadığı kadar iletişimsiz olduğu bir çağda yaşıyoruz. İnsanlığımızla bağlarımızı yitirdik. Amaçlarımızı kaybettik. En önemli şeylerimizi göz ardı ettik.
(Yaban doğada başına buyruk yalnız yaşayan) kedileri bir insanın arkasına takılmış sıra halinde giderken ya da bir insanın onları önüne katıp güttüğünü gördünüz mü hiç? Bütün kediseverler kedilerin insanlara, köpeklerin içgüdüsel olarak baş eğdiği gibi baş eğmediğini bilir.
İmkânsızı gerçekleştiren mucizeler değil, sürekliliktir.Suya sarp kayaları deldiren de budur
Sen, beni asla, asla tanımayan, bir su birikintisinin yanından geçercesine yanımdan geçip giden, bir taşa basarcasına üstüme basan, hep, ama hep yoluna devam eden ve beni sonsuz bir bekleyiş içerisinde bırakan sen, kimsin ki benim için?
Reklam