İnsan özgürlüğün bilincine daima prangalar ve boyunduruklar sayesinde ulaşır, öncesinde hep kısıtlama, yasaklama, tutsaklık, kölelik vardır.
Özgürlük us’un talebidir, gerilemesi de doğaldır, çünkü her defasında yeniden kazanılması gerekir. (D. Cündioğlu)
Peki ya romanı aşmış romancılar niçin romanda diretirler hâlâ? Romanın öyle bir büyüleme gücü vardır ki, onu bozmak için çabalayanları bile etkisi altına alır.
Orantılı, dengesinden hoşnut ya da fiyakasından geçilmeyen bir cümlenin arkasında, çoğu zaman, bir ilk evrene ‘duyum’ yoluyla girmeyi beceremeyen bir zihnin rahatsızlığı saklıdır. Üslubun büsbütün bir maske ve itiraf olmasında şaşılacak ne var?