Hz. Peygamber (s.a.s.) kendisini dinleyenleri yağmurun üzerine yağdığı çeşitli arazilere benzetmektedir.
-Bir kısmı amel edip başkalarına da öğreten alimlerdir. Bu insanlar güzel arazi gibidir. Suyu emer, kendisi istifade ettiği gibi çayır bitirerek başkalarını da faydalandırır.
-Bir kısmı da ilim peşinde koşan ve zamanını öğrenmeye hasreden ancak öğrendikleri nafile ibadetlerle amel etmeyen veya sahip oldukları ilimlerde dirayetli olmayan, bununla beraber öğrendiklerini başkalarına aktaranlardır. Bu insanlar yağmurun üzerinde kaldığı ve insanların istifade ettiği arazi gibidir.
-Bir kısmı da ilmi dinleyen ancak bunu ezberlemeyen, bununla amel etmeyen ve de başkalarına nakletmeyenlerdir. Bunlar suyu emmeyen veya suyu bozup başkalarının istifadesine sunmayan çorak veya kurak arazi gibidir.
O, insanların ortasında, kesiksiz bir sabırla, #insanı araştırıyordu, irdeliyordu: #konusu hep insandı. Nesnelerden söz ederken bile, doğayı sevdiğini söylerken bile, amacı, hep insana biraz daha yakınlaşabilmekti, insan sıcaklığını biraz daha duyumsayabilmekti.
Her insanın hatıralarında, herkese söyleyemeyeceği, ancak dostlarına söyleyebileceği taraflar vardır. Hatta dostlarına bile açılamayacak, insanın yalnız kendine saklayacağı sırları da bulunur. Bunlardan başka, kendi kendimize bile açmaktan çekindiğimiz konular da vardır ki, bunların sayısı şerefli bir insanın darağacında bile hayli kabarıktır.