Bir insanın acı çekmesi boş bir odadaki gazın davranışına benzer. Oda ne kadar büyük olursa olsun odaya verilen bir miktar gaz odanın tamamına yayılır. İnsanda öyledir acı ne kadar küçük veya büyük olursa olsun o acı insanın ruhuna bilincine yayılır.
Sabredip beklemeliydik, biraz kurnaz olmalı, hık mık etmeli, iki büklüm olup yalan söylemeli, sözler vermeliydik. Doğu bilgeliği denen şey budur ezelden beri.
Koğuşun kapısından çıkmak üzereydiler ki öteki binadan gelenlerden biri, Kim bu adam, diye sordu, yanıt ilk körden geldi, Bir doktor, bir göz doktoru,Hayatımda duyduğum en güzel söz bu, dedi taksi şoförü, tombamadan hiç işimize yaramayacak tek doktor çıkmış, Yine tombaladan bizi hiç bir yere götürmeyecek bir de taksi şoförü çıkmış, dedi koyu renk gözlüklü genç kız, sesi alaycıydı.
Kör adam, ellerini gözlerini doğru kaldırdı,oynattı, Hiçbir şey görmüyorum, yoğun bir sis içinde gibiyim, bir süt denizine düştüm sanki, Ama körlük öyle bir şey değil ki, dedi öteki, körler her şeyi kapkara gördüklerini söylerler.