Gam

2
‘Reklam sanayi medyanın aktardığı imgelerle benliğe bu dünyada mükemmelliğe ulaşmasına yardım etmesi umulan ürünler sunar. Kendini aşırı seven kişi bu reklamlarda tanrısal yeteneklere yapılan açık imalardan kendiyle dost olandan çok daha fazla etkilenir. Bu ölçüt haline geldiğinde öngörülmeyecek kadar uzun bir çile zamanı başlar; çünkü o andan itibaren her kaşıntı, burundaki hafif bir çarpıklık, her bir gram fazla gelir insana. Selülit zaten çok fazla gelir. Mutluluk hissinde en ufak bir zedelenme, sürekli olumlu düşünmeyi kesintiye uğratan her acıtıcı boşluk ziyanlıktır. Mükemmelliği aramak ümit kırıklığına vesileler bulmak demektir. Antik Çağ’ın Delphi Tapınağı’ndaki meşhur yazıtı biraz da bu nedenden dolayı; ‘Kendini Tanı-Gnothi Seauton!’ ikazında bulunuyordu. Kast edilen şuydu; Tanrı değil de bir insan olduğunu yani mükemmel olmadığını idrak et, kendini abartma, bu sana acı verebilir, Tanrı’ya denk olamazsın, yine de olmaya çalışırsan mükemmellikten uzaklığından, kırılganlığından, cehaletinden ve faniliğinden ötürü dövünüp durursun sürekli.’
İletişim Yayınları·Kitabı okudu
Duygu/Düşünce
Reklam
1
‘Ne var ki her şey sadece insanın kendi beni etrafında büyümeye başlarsa zorluklar büyür. Hep gözlüyoruz bunu. Bu narsisizm kendi benlerini şiddetle dayatmaya hazır olan insanlarda olsun, devleti kendi benlerinin başka araçlarla sürdürülmesi olarak gören yıllanmış başkanlarda olsun, tahrikkar boyutlar kazanıyor. Benlik kültürünün eksikliğiyle ilgisi var bunun. Keyfi sebepleri bahane ederek başkalarını terörize ederken hep şu şiara dayanıyorlar: Kendini sev, yıkıp geçtiklerini boşver!’
İletişim Yayınları·Kitabı okudu
Duygu/Düşünce
60
“Yalnızken deliririm sandım önce. Öyle olmadı. Bir iyi geldi, bir iyi geldi, o kadar olur. Kendime geldim. Sarmaş dolaş olduk kendimle. Dışarıda bir dünya varmış, ben o dünyanın dışındaymışım, fark etmedim bile. Akıp akıp gitti zaman. Zamanın, uzayın ve kütle çekiminin maddeden bağımsız birer varlığı yok. Ben de bir maddeyim sonuçta, etten ve kemikten, çokça da düşünceden oluşmuş. İtiraf etmem gerekirse başlarda zorlandım. En çok da onun üzerime diktiği gözleri olmadan yaşamak tuhafıma gidiyor. Kimse size bakmıyorsa gerçekten var olup olmadığınızdan emin olamıyorsunuz. En çok o bakardı bana; merakla, nefretle, önceleri aşkla. O iki göz üzerimde garip bir etki bırakırdı. Hem kızardım içten içe, yine bir şeyleri alacak benden diye endişelenirdim -planlı programlı adamdır ne de olsa- hem de var olduğumu anlardım. İnsan nefes alıp veriyor, yiyor, içiyor, uyuyup uyanıyor da başkası denilen şey olmadığında pek de öyle kolay kolay emin olamıyor kendi varlığından. Burada kendi içimdeyim sadece, kimsenin tarif etmediği, aynada gördüğüm insandan başka bir şey olan, sınırları belirsiz. Başkasına muhtaçlığımız bu ihtiyaçtan doğuyor belki; bize sınırlar çizdiği için. Bir davranışımıza, bir bakışımıza, gülüşümüze verdiği tepkiyle bizi onayladığı ya da kınadığı için. Üzülmek, acı çekmek, sevinmek bile başkasına muhtaç. Bir başkası görünce işte o zaman gerçekmiş gibi. Kendimizi hep bir başkasıyla anlama, hep bir başkasına anlatma gayreti. Bir başkasına baka baka ancak kim olduğunu bilme yanılgısı. Kimim ben?”
Doğan Kitap·Kitabı okudu
Psikoloji

Gam

, bir kitap okudu
5/10
·216 syf.·
4 günde okudu
·
Okunma: 02 Ekim 2024 00:00
·
2024 11. kitabı
Zeynep Kaçar
8.5/10 · 1.607 okunma