Ölüm asla şehvetli olamayacak tek takıntıdır; arzulandığında bile, o arzuyu örtük bir pişmanlık eşlik eder. Ölmek istiyorum, ama bunu istediğim için pişmanım: İşte kendisini hiçliğe koyuveren herkes bunu duyumsar. Olabilecek en sapkın duygu ölüm duygusudur. Bir de sapkın ölüm takıntısı yüzünden uyuyamayan insanları düşünün! Kendime ilişkin, bu dünyaya ilişkin bilincimi bütünüyle yitirmeyi nasıl da isterim!
Yakıcı alevler püskürten bir yanardağın patlamasından dehşetle karışık bir zevk duyardım;varlığımızdaki en ufak yaranın, bizi bütünüyle kanlı bir püskürtmeye dönüştürmek üzere çaresizce açılmasını gözlemekten! Belki ancak o zaman acıyı dilsiz, erişilmez kılan yalnızlığın yararlarını anlardık. Varlığımızın yanardağı patlayınca, içimizde biriken zehir tüm dünyayı zehirlemeye yeter miydi acaba?
Kişi, yaşamının anlamı için hep olanaksızlıklar ister--- onları kendisi ile birlikte isteyecek kişi(ler) i ise, hiç bulamaz
--işte, herhalde, budur zaten, en baştaki olanaksızlık...
Baştan sona, olanaksızdır, anlamının, yaşamının, kişinin.
Kişi yaşamın anlamını düşünürken, geçmişine bakınca, ne çok şey unuttuğunu görür : yaşamının anlamını oluşturmuşların ne çoğunun, Lehte'nin akıntısında sürüklenip gitmiş olduğunu ---
--oysa, tam da onlar, kişinin tutması, ne pahasına olursa olsun gitmelerine izin vermemesi gerekenlerdi ---
--ama, işte, tam da onları, unutmuştur kişi :
o müzikli çıplaklığı,
o kapıdan çıkan pembeliği,
o güneşe uyanan yüzü,
o geceyarısı yağmurunu,
o dalgın bakışı,
o ufacık kızıltıyı,
o çınlayan kahkahayı,
o kıpırtısız yakınlığı;
daha daha, neleri ---
--oluşturucularını, anlamının, yaşamının...