Gamze DUYAR

Gamze DUYAR
@Gamze_Dyr
"Mesela 2300 yıl önce yaşamış olan Aristoteles'in öğrencisi Theoprastus, bir insanın harcayabileceği en değerli şeyin zaman olduğunu söylemiş. Aranızda, bu çok ilkel bir düşünce, ben buna katılmıyorum diyecek olan var mı? Karakterler adlı kitabın da insanları davranışlarına göre türlere ayıran Theoprastus, bakın o dönemde boşboğaz insanları nasıl tanımlamış. Söze karısını överek başlayan, önceki gece gördüğü rüyayı anlatan ve yediği yemekleri teker teker sıralayan insanlar. Şimdi sosyal medya hesaplarınızda yiyeceği her yemeğin fotoğrafını paylaşan ya da sevgili veya eşlerini her yüklediği fotoğrafın içine sokmaya çalışan kişileri düşünün. Üzerinden 2300 yıl geçmiş olsa bile bazı tanımların ne kadar geçerli olduğu hâlâ ortada. Burada ise bir başka yazı görmektesiniz. Bugünün gençleri, lüks ve gösteriş düşkünü, saygısız, başkaldıran, geveze ve obur yaratıklardır. Ne kadar tanıdık değil mi? Etrafımızdaki yaşlı insanların ya da şu anda salonda bulunan bazı konuşmacıların fikri gibi gözüken bu cümle, aslında milattan öncesine ait. O yıllarda bile hemen her toplumda yeni kuşak gençlerin, insanlığı felakete sürükleyeceği düşüncesi hâkim."
Sayfa 120·Kitabı okudu
Duygu ve Düşünce
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Noah’ın çok sevdiği bir söz vardı.
“Doğa insanın ihtiyaçlarını karşılar, açgözlülüğünü değil.”
Sayfa 400·Kitabı okudu
Alıntı
ne garip diye düşündü Tesla "Ortak savaşlarında bile birbirlerine karşı dürüst değiller." Üstelik bu yalancılığın nedeni korku da değildi. Sevgiydi.
Sayfa 33·Kitabı okudu
Duygu ve Düşünce
insanlar zannediyor ki namaz yalnızca Allah'ın adını tekrarlamak, Kur'an'dan âyetler okumak, ayakta durmak, rükua varmak, secdede kalmaktan ibaret. Evet, namaz şeklen böyledir ama özünde Allah ile sır dolu bir konuşma, bir yakarış, bir dua, bir anlaşmadır. Namaz boyunca tekrar edip durduğumuz cümleler ve âyetler ruhumuzdan kopup gelmiyor ve kalbimize huzur vermiyorsa, gafletle söylenen kuru tekerlemelerden ne umabiliriz? Gönüldeki mânayı kalıplandırmayan harflerle kime hangi derdimizi anlatabiliriz? 'İhdina's-sırâta'l-mustakîm' derken 'Bizi doğru yoluna ilet!' yakarışını kalbimizin bütün gücüyle yapmıyorsak Allah'la iletişime geçtiğimizi kim söyleyebilir? Hele bunu kuru bir alışkanlık edinip günde beş vakit ruhsuz şekilde söylemek hâşâ belki de Allah'la alay etmek sayılmaz mı?
Sayfa 176·Kitabı okudu
Allah 'Beni zikretmek için namaz kıl' buyuruyor madem O'nu zikretmenin yolu, karşısında divanda durmak, huzurunda eğilmek, secdeye kapanmaktan öte bir şey olmalıdır. Belki de kıyamda, rükuda, secdede O'nunla konuşmak, söyleşmek, yalvarıp yakarmak... 'Sarhoş olduğunuz halde, söylediğinizi bilip anlayıncaya dek namaza yaklaşmayın!’ emrinin karşılığı yalnızca şarap içip sarhoş olduğunuz vakit namazdan uzaklaşmak değildir, bu sarhoşluk bana göre dünya meşgalesi ve dünya sevgisini de kapsıyor olsa gerektir. Yani Allah, 'zihniniz, dimağınız dünya sevgisiyle sarhoş iken namaza yaklaşmayın' diyorsa halimiz nic'olur? Unutmayın, namazda ne dediğini anlamayan, bilmeyen, dediğinin bilincinde olmayan veya dediğini kalbiyle bütünlemeyen birisi belki içki içmemiştir ama dünya meşgalesi kendini sarhoş etmiştir. Sarhoş etmeseydi diliyle söylediklerini kalbiyle bütünler ve böylece namazını huzûr-ı kalb ile kılardı. Şimdi içinizden birisi, şu havuz başında namaza dursa, secdeye gittikçe ve oturdukça zemindeki çakıl taşlarıyla oyalansa, onları kenara çekip düzlemeye çalışsa, bir yandan da kıldığı namaz karşılığında cennette makamlar, o makamlarda huriler istese garip olmaz mı? Kim çakıl taşlarını mehir verip dünya güzeli bir gelin alabilir ki? Şimdi nerede namaz kılarken sağındaki ve solundakini dahi bilmeyen, mescit yıkıldığı zaman haberi olmayan kişi, nerede biz? Namazda esas olan huşudur, kalbin Allah ile bağlantısını koparmamasıdır.
Sayfa 175·Kitabı okudu
Alıntı